yavuzsultanselim.gen.tr https://www.yavuzsultanselim.gen.tr Yavuz Sultan Selim, Hayatı ve Dönemi tr-TR hourly 1 Copyright 2019, yavuzsultanselim.gen.tr Thu, 21 Mar 2013 00:00:00 +0000 Tue, 12 Nov 2019 00:00:00 +0000 60 Yavuz Sultan Selim Nasıl Öldü https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-nasil-oldu.html Thu, 22 Nov 2018 22:58:03 +0000 Yavuz Sultan Selim nasıl öldü, 10 Ekim 1470 tarihinde dünyaya geldi. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi ise Gülbahar Hatun'dur. Annesi Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğinden gelmiştir. Yavuz Sultan Selim, uzun boya, gen Yavuz Sultan Selim nasıl öldü, 10 Ekim 1470 tarihinde dünyaya geldi. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi ise Gülbahar Hatun'dur. Annesi Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğinden gelmiştir. Yavuz Sultan Selim, uzun boya, geniş omuzlara, kalın kemiklere sahip yiğit bir padişahtı. Kırmızı yüzü ve uzun bıyıkları vardı. Doğası gereği sert tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli bir eğitim tahsili almıştı. 
Yavuz Sultan Selim'in Osmanlı tahtındaki saltanatı kısa sürmüş olsa da,  oğlu Süleyman döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun altın çağını yaşamasına ortam hazırlamıştır. Sultan Selim, babasından kendine geçmiş olan boş hazineyi tamamen doldurmuştur. Herkes tarafından bilinen bir efsaneye göre; ağız dolusu hazinenin kapısını kendi mühürleyip şöyle vasiyet etmiştir: "Benim altınla doldurduğum  bu hazineyi, benden sonra  her kim doldurabilirse şayet kendi mührü ile mühürlensin, yoksa Hazine-i Hümayun benim mührümle mühürlensin." Bu vasiyet yerine getirilmiş ve o tarihten sonra gelen hiçbir padişah hazineyi dolduramamıştır. Bu yüzden bu hazinenin kapısı Osmanlı Devleti'nin yaklaşık olarak 400 yıl boyunca Yavuz'un mührüyle mühürlenmiştir. Ta ki Osmanlı Devleti iflas edene kadar. Gelelim Yavuz Sultan Selim vefat döneminde yaşanan olaylara;

Yavuz Sultan Selim, Mısır seferini tamamlayıp İstanbul’a döndüğünde, onun vezirlerden bazıları, İstanbul ve İskenderiye arasındaki deniz yolunun tam ortasında çok tehlikeli bir korsan ocağı olan Rodos şövalyelerinin üzerine sefer yapılmasını söylerler. Bu duydukları üzerine Yavuz Selim vezirlerine dönerek şunu söyler: “Artık bundan sonra ahiret seferinden başka seferimiz yoktur.” Aslında bunu  vefatının yaklaştığını haber veriyordu. Şam’da iken de Muhyiddin-i Arabî’nin türbedarı onun bundan sonra fazla yaşamayacağını kendisine söylemişti.

Yavuz Sultan Selim Nasıl ÖldüSultan Selim, Mısır Seferini tamamladıktan sonra Batı Seferi'ne başlamak istemiş bu amaçla Veziriazam'ı Kapıkulu askerleriyle Edirne'ye göndermiştir. Yavuz Selim, Edirne’ye harekete hazırlandıktan sonra bir gün musahibi Hasan Can’la saray bahçesine iner, orada birlikte dolaşırken Hasan Can’a arkasına bir şey battığını ve canını acıttığını söyler, fakat o Yavuz Sultan Selim'in bu sözü üzerine elini onun sırtına atar ancak birşey bulamaz. Yavuz, ikinci defa söylenince, Hasan Can Yavuz'un gömleğinin düğmelerini açar ve sırtındaki çıbanı görür. Yavuz’un ölümüne neden olan çıbanın halk arasında "yanıkara" denilen bir çıban olduğu rivayet edilir ki, bu 'şirpence' ya da 'aslan pençesiadıyla anılan maruf bir çıbandır. Yavuz Sultan Selim, Hasan Can’a oradaki çıbanı sıkmasını emretmiş ancak Hasan Can bundan çekinmiş ve padişaha şöyle cevap vermiştir: “Padişahım bu büyük bir çıbandır, henüz hamdır, sıkmak doğru değildir, isterseniz üzerine uygun bir merhem sürelim.' Sultan Selim bu cevabın üzerine: “Biz çelebi değiliz ki bir tane çıban için cerrahlara gidelim.” der ve o geceyi acı içinde geçirir. Ertesi gün hamama giden Yavuz, acı veren bu çıbanı hamamda ovdurur, çıbanı sıktırır ve hamamdan çıktıktan sonra Hasan Can’a: 'Seni dinlemedim ama kendimizi heder.' der. 

Tüm bunlar Yavuz'un sefere çıkmasına engel olamamıştır. Yavuz Edirne seferine önceden karar verildiği için hasta olduğu hâlde 1520 yılında Temmuz ayında sefer için yola çıkmıştır. Ömrünün son günlerini Edirne'de geçiren Yavuz Sultan Selimin Edirne'ye at üstünde gitmiş olması onun rahatsızlığının derecesini arttırmıştır. O gitmeden önce vezirler ve devlet erkânı daha önce Ordu-yu Hümayun ile yola çıkmışlardı. Dinlenmek ve konaklamak için Harami Dere’sinde kaldıkları gece, Yavuz Sultan Selim oldukça ağır bir şekilde rahatsızlandı. Güneş doğmaya başlayınca Ferhad Paşa’ya “ileri konağa varsın.” diye haber gönderdiler. Ferhat Paşa’ya haber ulaştığında, ileriye hareket etti ve böylece birkaç gün gidildi. Çorlu yakınlarında babasıyla savaş]]> Yavuz Sultan Selim Köprüsü https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-koprusu.html Fri, 23 Nov 2018 18:45:28 +0000 Yavuz Sultan Selim Köprüsü ; İstanbul Boğaz'ının 3. Köprüsü olan Yavuz sultan Selim Köprüsü yada diğer adıyla telafuz ederek 3. Boğaz köprüsü  9. Osmanlı Padişahlarından İlk Halife'si olan Yavuz Sultan Selim han Yavuz Sultan Selim Köprüsü ; İstanbul Boğaz'ının 3. Köprüsü olan Yavuz sultan Selim Köprüsü yada diğer adıyla telafuz ederek 3. Boğaz köprüsü  9. Osmanlı Padişahlarından İlk Halife'si olan Yavuz Sultan Selim han ismine hitafen verilmiştir. Uzunluğu 1.875 metre Genişliği 59 metre ve Uzunluğu 322 metre'dir. 29 Mayıs 2013 de temeli atılan köprü 26 Ağustos 2016 tarihinde inşaatı tamamlanması planlanmıştır. Köprü Güzergahı Anadolu yakası Sarıyer ilçesi ile Avrupa yakasında ki Beykoz ilçesi Poyrazköy semti arasındadır. 


Yavuz Sultan Selim Köprüsü Özellikleri,
Yapımı ile birlikte  59 metre ile dünya da genişlik bakımından, 320 metre kule yüksekliği ile dünya da en yüksek Kuleli asma köprüsü ünvanını elinde bulundurmaktadır. Tasarımını Fransız Michel Virlogeux ve İsviçreli T. Engineering tarafından tasarlanıp Türk-İtalyan firmaları iş birliği ile inşaası üstlenilmiştir. Şerit sayısı 4+4 otoyol, 1+1 şerit demiryoluna sahiptir. Şehrin trafiğine tam bir nefes olan ve rahatlatan köprü mevki olarak da stratejik bir konumda bulunmaktadır. İstanbul Boğaz'ının Karadeniz tarafında bulunan köprü zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül öncülüğünde Açılışı gerçekleştirilmiştir. Yapımında kullanılan malzeme Saf Çelik ve betondur. Geçiş ücretleri ise ₺9.90 (otomobil)'dır. Boğaz'ın diğer 2 köprüsü günün belirli saatlerinde aşırı yoğun trafik ve istenilen karşılamayı veremediği için 3. Köprünün inşaasına karar verilmiştir. 2000'li yıllardan beri dile getirilen fakat 2009 da 60. Hükümetin girişimleri ile hayata geçirilen proje Cumhurbaşkanı Zamanın başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından bizzat kendisi Keşif yaparak Boğaz'ı üzerinde helikopter uçuşu ile yerini belirlediği Yavuz Sultan Selim Köprüsü temelleri atılıp inşaasına başlanılmıştır. Şehrin trafik yoğunluğuna çare olan ve %75 oranında ulaşımı kolaylaştıran ve Fatih Sultan Mehmet ile Boğaziçi köprüsüne Çok sayıda katkı sağlayan Yavuz Sultan Selim Köprüsü İstanbul Boğaz'ını 3. Kez birbirine bağlayan bir mühendislik harikasıdır. 

Yavuz Sultan Selim KöprüsüYavuz Sultan Selim Köprüsünde Hangi Araçlar Geçebilir

Araçlar konforlu güvenilir bir şekilde seyahat edebilecektir. Zaman'dan tasarruf edilebildiği gibi trafik yoğunluğundan kaynaklanan stres ve yorgunluk olmadığı için hayata pozitif yansımalara neden olan bir otoyoldur.Köprünün tamamlanması ile geçiş Güzergahında Yeni ticari alanlar ve ekonomik katkı sağlayacaktır. Hem karayolu hemde demiryolu geçişi sağlayan köprüyle Ülkenin Hem taşımacılık hemde ticari kapasitesi artmış olacaktır. Yavuz Sultan Selim köprüsü daha çok İstanbul'un kuzey bölgesine yakın olduğu için şehir içi hava kirleticilerinin de etkisi azalmış olacaktır. İstanbul da hayata geçirilmeye düşünülen Büyük projelerden 3. Hava limanı ve benzeri Kanal İstanbul gibi mega projeler ile bağlantısı sağlanacaktır. Bunun ile birlikte komşu illere ulaşımın daha kısa ve rahat olması sağlanmış olacaktır. 
]]> Yavuz Sultan Selim Camii https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-camii.html Sat, 24 Nov 2018 14:40:23 +0000 Yavuz Sultan Selim Camii,  Sultan Selim'in emri üzerine Haliçte bir tepe üstünde inşa edilmeye başlanmıştır. Yavuz Sultan Selim camisine Kanuni Sultan Süleyman tarafından medrese, imaret ve türbe eklenmiştir. Yavuz Sultan Sel Yavuz Sultan Selim Camii,  Sultan Selim'in emri üzerine Haliçte bir tepe üstünde inşa edilmeye başlanmıştır. Yavuz Sultan Selim camisine Kanuni Sultan Süleyman tarafından medrese, imaret ve türbe eklenmiştir. Yavuz Sultan Selim camisinin inşaatına 1522 senesinde başlanmış ve 1529 senesinde de tamamlanmıştır. Yavuz Sultan Selim Camii'si bir tarafı sarnıç diğer tarafı ise uçurumdur. Yavuz Sultan Selim Cami'sinin mimarı olan Acem Ali tarafından yapılmıştır. Yavuz Sultan Selim Camii çokgen gövdeli, kare kaideli ve tek şerefeli tam otuz sekiz metre civarında yüksekliği olan bir camidir. Yavuz Sultan Selim camisinin iç havlusunun giriş kapısındaki duvarda güneş saati bulunmaktadır.

Yavuz Sultan Selim CamiiYavuz Sultan Selim Camii Mimari Yapısı

Tam üç kapı ile avluya girilmektedir. Kapıların birisi türbe kapısı diğeri ise batı tarafında çarşı kapısıdır. Kuzeyinde ise tam kırk merdiven kapısı vardır. Yavuz Sultan Selim Cami'si tam on sekiz tane sütün üzerinde yirmi iki kubbe ile örtülüdür. Avlunun dış yüzünde bulunan çiniler oldukça değerli ve dikkat çekicidir. Ana kubbe ise tam dört duvar ile örülmüştür. Yavuz Sultan Selim Cami'sinin birere şerefeli tam iki tane minaresi vardır. Mermer minberde dahil olmak üzere cami nakış, oyma, hat, çini ve kakma gibi birbirinden güzel ve dikkat çekici sanat eserlerinin en güzelleri ile donatılmıştır. Özelikle de pencere ile kapılarda olan oymalar oldukça görkemlidir. Mihrabın etrafındaki çini işçiliği sadece Yavuz Sultan Selim Camii de muhteşemdir. Caminin iki tarafında da tam dokuz kubbeli iki adet misafirhane bulunmaktadır. İçerisinde birde medrese bulunur. Bizans devrinden kalan açık su havuzu dahi vardır. Caminin içerisinde yer alan ''Yavuz Sultan Selim Türbesi'' kubbeli ve sekizgen bir yapıdadır. İç tarafı çini panolar kullanılarak süslenmiştir. Sedef oyma ve sandukası ile yapılmıştır. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine gider iken hocasının atının ayağından sıçramış olan çamurlu kaftanı vasiyeti üstüne sandukanın üstünde yer almaktadır. Caminin içerisine yer alan Şehzadeler türbesinde Mahmut Ve Abdullah, Sultan Süleyman'ın oğulları ile beraber Güler han Şah sultan yatmaktadır. Kanuninin annesi olan Ayşe Hafsa Sultan yıkılmış olan türbe içinde yatar. Sultan Abdülmecit ise, altı köşeli yalın türbede yatmaktadır. 1861 senesinde hayatını kaybeden Abdülmecit ve oğulları da burada yatar. Yavuz Sultan Selim Camii içeresinde tam elli metrekare olan bir odalı sübyan mektebi de bulunmaktadır.

]]>
Şah İsmail Ve Yavuz Sultan Selim https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/sah-ismail-ve-yavuz-sultan-selim.html Sat, 24 Nov 2018 21:22:38 +0000 Şah İsmail Ve Yavuz Sultan Selim, ya da Safevi İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşı karşıya gelmesi Türk tarihinin en önemli olaylarından biridir. Bu karşılaşma, siyasi bir mücadele olmasına rağmen, bugü Şah İsmail Ve Yavuz Sultan Selim, ya da Safevi İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşı karşıya gelmesi Türk tarihinin en önemli olaylarından biridir. Bu karşılaşma, siyasi bir mücadele olmasına rağmen, bugüne kadar Sünnî /Hanefî mezhebi ile Şii/İsnâ-Aşeri mezhepli Türklerin çarpışması olarak görülmüştür.    

Bu tarihi olay, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen Türk toplumları üzerinde etkisini sürdürmüş; tarih, sosyoloji, edebiyat gibi değişik sahalarda birçok esere konu olmuştur.

16.yüzyılın başında  bir tarikat şeyhi olan İsmail bir şaha dönüşmüştür. Ancak  tarikat lideri olmak başka, devlet reisi olmak başkadır. Şah İsmail tarikatını devlete dönüştürmek istemiş, fakat tarikat devletin yerini alamamıştır. Osmanlı topraklarından kaçan Türkmenler Şah İsmail’e gitmişler, Şah İsmail Osmanlı’ya isyan edip kendisine gelen Şahkulu ve adamlarını kontrolü zor başıbozuklar oldukları gerekçesiyle istememiş ve bazılarını öldürtmüştür.

Yıllarca devam eden ideolojik çalışma ile Osmanlı ülkesinin içi boşaltılmış, Türkmen olan Avşar, Varsak, Tekeli, Ustacalu boyları Şah’ın yanına gitmiştir. Kızılbaş-Türkmenler Şah’a can ve kanlarıyla bağlandılar. Yavuz propaganda karşısında Şah’ı yenmenin zor olduğunu, karşı propagandaya ihtiyaç olduğunu anlamıştır. Selim’in şehzade iken babası Sultan Bâyezîd’e karşı çıkmasının nedenlerinden biri Anadolu’yu ele geçirmek üzere olan Şah’ın gücüdür.

1487 senesinde Trabzon'da sancak beyi olan şehzade Selim, Anadolu’daki propagandalar sonucu göçebe Türkmenlerin Şah İsmail tarafına geçmesini izler. Adaleti ve refahlarını kaybeden Türkmenler dirayetsiz yöneticiler yüzünden davarlarını ve mallarını yok pahasına satarak Erzincan’da şeyhlik iddia eden Şah İsmail’e kul yazılırlar. Bunda Osmanlı’nın iskân politikasının da payı vardır. Göçebe Türkmenler yerleşik hayata geçmek istezler, yerleşik hayatı bir esarete benzetirlerdi. Özgürlüğü dağların yaylaların serinliklerinde, zirvelerinde, bahar çiçeklerinde bulan Türkmenler Yürük adını bu nedenle almıştı. Yürüyüp giderek, sorunları arkada bırakırlardı.

Şah İsmail Ve Yavuz Sultan SelimŞah İsmail ve Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı öncesinde defalarca mektuplaşırlar. Yavuz Şah’a edebi sanatlarla süslü Farsça mektuplar yollar. Şah ise Yavuz’a öyle mektuplar gönderir ki Türkçe'nin tüm duru güzellikleri mısralara yansımıştır. Her iki hükümdar da üstünlüklerini savaş meydanlarından önce sayfalar üzerinde göstermeye uğraşır. 

Çaldıran Sahrası’na 22 Ağustos 1514’de gelen Yavuz Sultan Selim’in donanımlı, disiplinli ordusunun gelişini izleyen Şah İsmail Osmanlı’nın tüfek ve top ateşiyle ordusunun eridiğini görmüştür. Oysa İsmail ideolojik propaganda ve iman gücü ile Osmanlıyı yenebileceğini ümit ediyordu. Ancak sonunda Devlet Osmanlı, tarikat-aşiret yapılı Safevi’yi Çaldıran’da yenmiştir. Bu yenilgiden sonra eşi Taçlı Hatun’u Osmanlı’ya kaptıran Şah İsmail,  karamsarlık ve ümitsizlik içinde Hatayi mahlası ile şiirler yazmaya devam eder. 1524 yılında kendi yalnızlığında kahrından ölür.

Yavuz Sultan Selim ise fetihlerine devam eder. Bir diğer büyük Devlet olan Mısır Memlüklüleri'nin topraklarını ve hilafeti Osmanlıya kazandırdıktan sonra asıl amacı olan Avrupa seferine başlayamadan hayatını kaybeder.

]]>
Yavuz Sultan Selimin Fethettiği Yerler https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-fethettigi-yerler.html Sun, 25 Nov 2018 03:42:30 +0000 Yavuz Sultan Selimin Fethettiği Yerler: Sultan Selim, Osmanlı İmparatorlarının en büyük padişahından biridir. 8 yıl kaldığı saltanat süresince Osmanlı imparatorluğunun toprağını neredeyse 3 katına çıkardı. O hem büyük Yavuz Sultan Selimin Fethettiği Yerler: Sultan Selim, Osmanlı İmparatorlarının en büyük padişahından biridir. 8 yıl kaldığı saltanat süresince Osmanlı imparatorluğunun toprağını neredeyse 3 katına çıkardı. O hem büyük bir şair, hem güçlü bir kumandan ve hem de yüksek bir devlet adamıydı. İkinci Bayezid’in oğlu olan Yavuz Sultan Selim, 1467 de Amasya’da dünyaya geldi. Çocukluğunda çok iyi yetişti. Dönemin en alim hocası olan Halim Çelebi’den ders aldı. Büyük bir devlet adamı olmak için tüm vasıflara haizdi. 1512 yılında tahta çıktı, 1520 yılında vefat etti.
O, korkunç bir cihangirdi. Bir gün şöyle söyledi: "Bana dünyada sadece vatan aşkı yeter." Coştukça, "Selim bugün askerlik aşkının padişahıdır. Ne hanlıkta mukayyeddir, ne de Hakana muhtaçtır." diye dünya haritasını önüne alıyor: "Bu dünya bir padişaha azdır!" diyerek üzülürdü. Yavuz Sultan Selim hakikaten yiğit bir insandı. İri vücutlu, şahin bakışlı, pala bıyıklı, bir erkek güzeli idi. Buna rağmen çok sertti. Vezirlerin kusurunu gördüğü zaman affetmez, derhal başını vurdururdu. Saltanatı boyunca, Şimdiki Türkiye sınırlar içerisinde birçok vilayet ile Şu an Türkiye sınırları dışında kalan birçok yeri Osmanlı toprağına kattı. 

Yavuz Sultan Selim, Trabzon’da vali iken memleketinin durumunu uzaktan takip ediyordu. İran Şii kuvvetleri, Anadolu içlerine doğru akın ediyorlardı. Buna çok üzülüyordu. Babası ise iyice ihtiyarlamış bulunduğundan, Fatih’in devrindeki o büyük zaferleri görünmüyordu. İstanbul’da bir takım ileri gelenler Şehzade Ahmet’i tahta çıkarmak istediler. Bunu duyan Yavuz Sultan Selim, askeriyle Rumeli’ne geçerek babasının askeriyle çarpıştı. Sonuçta kendi gücüyle 1512 tarihinde dokuzuncu padişah olarak tahta çıktı. Babasının yerine geçen Yavuz Sultan Selim ilk 3 seferini Batı’ya yapmış, ancak 4. seferinde İran üzerine yürüyerek Irak’ı İran’dan alıp Basra körfezine çıktı. Şah İsmail’in Sünni Türkmen Akkoyunlulardan aldığı İran’ı, Sünniliğe döndürmek mümkün olmamıştır. Yavuz Sultan Selim İran’a yapılan seferle, Şah İsmail’ i on iki saat içinde perişan etti. Şah Ísmail’in hazine ve altın tahtı ele geçirildi. İran’in o zamanki başkenti Tebriz’e girdi. 2500 kilometrelik bir yolu yürüyerek gelip böyle parlak bir zafer kazanmak tarihte esine az rastlanmıştır.

Yavuz Sultan Selimin Fethettiği YerlerYavuz Sultan Selimin Fethettiği Yerler: 
Adana, Hatay, Gaziantep, Mardin, Urfa, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Bitlis, Tunceli illerini, Dulkadir Beyligi’ni, Musul, Kerkük ve Erbil’i Osmanlı sınırlarına dahil etti. Eyyubi Melikliği’ni aldı. 1516′da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz’da Ramazanoğulları Beyliği’ni  ele geçirdi.
24 Agustos’ta Mısır Memlükleri ile Mercidabik Ovasında savaştı. Memlükleri kesin olarak yendi. 28 Ağustos’ta Halep’e girdi. 29 Ağustos I516′da mukaddes emanetlerin hepsi İstanbul’ a getirildi. Suriye, Lübnan ve Filistin tamamen fethedilerek, Osmanlı topraklarına dahil etti.
Kendi zamanına kadar hiçbir padişahın göze almadığı koskoca Sina Çölü’nü 13 günde geçti. Yeni tekniğin verdiği imkanla bu çöl, birinci dünya savaşında, 11 günde geçilmiştir. 22 Ocak 1517`de Memlükleri Ridaniye’de tekrar yenerek Kahire’ yi feth etti. Yavuz Sultan Selim, Memluk sultanının cenazesini bizzat omuzlarında taşımıştır. 
Kahire’nin fethinden soma Ístanbul’a gelen Mısır uleması ile, Türk uleması Yavuz’un halife olmasını karar verdi. Daha sonra Halife Üçüncü Mütevekkil Ayasofya Camisinde mimbere çıkarak, Yavuz’un hilafetini ilan etti. 
Yavuz Sultan Selim’in Vefatı, sadrazamlığa Pir Mehmet Paşa’yı verdikten sonra, ordusu ile Macaristan’a bir sefer yapmak üzere yola çıktı. Ancak, Çorlu ile Uğraş nahiyesi arasında Sirt köyünde hastalandı. Sırtında çıkan kan çıbanı büyümüştü. Durumu ağırlaşınca Kur’an-ı Kerimi alıp, Yasin suresini okurken, 1520 yılında 53 yaşında iken vefat etti. Bu zafer dolu olan]]> Yavuz Sultan Selim Türbesi https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-turbesi.html Sun, 25 Nov 2018 19:15:22 +0000 Yavuz Sultan Selim Türbesi, İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan Yavuz Selim Cami'nin yanına, Osmanlı Devleti padişahlarının dokuzuncusu olan Yavuz Sultan Selim Han hatıratı olarak oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1520 s Yavuz Sultan Selim Türbesi, İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan Yavuz Selim Cami'nin yanına, Osmanlı Devleti padişahlarının dokuzuncusu olan Yavuz Sultan Selim Han hatıratı olarak oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1520 senesinde mimar Acem Ali'ye yaptırılmış türbedir. Türbe; beş kemer, dört renkli sütun ve iki sıralı pencerelerden oluşmaktadır. Başında selimi kavuk olan anıtın başucunda Yavuz Sultan Selim Han'ın tahta ilk çıktığı tarih ve öldüğü tarih sırma yazılarla yazılmıştır. Türbenin sekizgen şeklinde planlı bir yapısının olması klasik Osmanlı mimarisi üslubunda olduğunu gösteriyor. Yivli kubbeye sahip olan Yavuz Sultan Selim Han anıtı mermer bir kaide üstünde, sedef kakmalı bir parmaklık içinde, türbenin orta bölümünde yer almaktadır. Türbenin içerisinde; bazı önemli mücadelelerinin, Yavuz Sultan Selim'in kendi ağzından kardeşi Şehzade Korkut'a yazıp gönderdiği mektubunun tablo olarak işlenip, türbe duvarında yerini aldığını görüyoruz. Yavuz Sultan Selim türbesinin iç kısmının sağ tarafı ve sol tarafında bulunan çini panolar dikkat çekiyor. Bu çinilerin 16. yüzyılın ilk dönemlerine ait sır altı tekniğinde panolar olduğu söyleniyor. Türbe, ağaç işlemesi yönünden de son derece dolgun görünüyor. Giriş kapısı 16. yüzyılın özelliklerini yansıtan, yoğun iş gücü harcanmış sanat eseri olarak görünüyor. Ayrıca türbenin içerisinde, İslam dini için kutsal yer olarak görünen Kabe'nin bir maketi bulunuyor.Yavuz Sultan Selim Türbesi 

Fatih Sultan Mehmed'in torunu, İkinci Beyazid'in oğlu ve Kanuni Sultan Süleyman'ın babası olan Yavuz Sultan Selim Han, 1470 yılında Amasya'da dünyaya gelmiştir. Gençliğinde Trabzon sancakbeyliği yapmıştır. 1512 yılında 42 yaşındayken, babasının tahttan ayrılması üzerine Osmanlı padişahı olmuştur. Hemen hemen sekiz yılı biraz aşkın süren saltanatı boyunca babası İkinci Beyazid daha hayattayken kardeşleri Şehzade Korkut ve Şehzade Ahmet ile mücadelede bulunmuştur. Hükümdarlığı süresi içerisinde  Kuzey Irak, Lübnan, Filistin, Suriye, Doğu Anadolu, Mısır ve Hicaz'ı Osmanlı topraklarına katarak devletin sınırlarını iki kat genişletmiştir. Ayrıca Mısır'a yaptığı sefer ile Abbasilerde  bulunan halifelik emanetini alarak hilafeti Osmanlı Devleti padişahlarına bağlamıştır. 1516 yılında İstanbul'da ilk olacak tersaneyi kurup, bu tersanede gemi gemiler inşa ettirerek büyük bir donanma kurmuştur. 1520 senesinde son seferine doğru yol alırken Çorlu Ovasında hastalanıp vefat etmiştir.
]]> Yavuz Sultan Selim Kürt Şiiri https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-kurt-siiri.html Mon, 26 Nov 2018 10:12:03 +0000 Yavuz sultan Selim Kürt Şiiri, Son dönemlerde sosyal medyada bu dizeleri yaygın bir şekilde görüyoruz. Bahsi geçen şiirin mısralarını yazmadan izahat yapma gereksinimi duyuyoruz. Yavuz sultan Selim Han büyük bir şair ve devlet a Yavuz sultan Selim Kürt Şiiri, Son dönemlerde sosyal medyada bu dizeleri yaygın bir şekilde görüyoruz. Bahsi geçen şiirin mısralarını yazmadan izahat yapma gereksinimi duyuyoruz. Yavuz sultan Selim Han büyük bir şair ve devlet adamı idi. Böylesine vezinsiz, gelişi güzel yazılmış şiiri II.Selim' e atfetmek ancak kasıt işidir.

Öncelikle rivayeti ve mısraları okuyalım, izahat daha anlaşılır olsun.

1. Rivayet: Sultan II,Selim Ridaniye seferine giderken Muş vilayetinde hayrat olarak bir çeşme yaptırmış. Döndüğünde bu çeşmenin tahrif olduğunu görünce bu mısraların çeşme üzerinde yazılmasının emrini vermiştir. Konuyu 1999 yılında gazeteci Hasan Pulur kaleme aldıktan sonra çeşmenin üzerindeki kitabe silinmiştir.

2.Rivayet: Yavuz sultan Selim bir sefer sırasında askerin su ihtiyacını gidermek için Muş'ta bir kürt aşiretine uğradı. Asker için su istedi ve red edildi. Aşiretin reisinin asılmasını istedi fakat bunun için İslami bir fetva bulamadığı için vazgeçti. Sefer sırasında geri döndüğünde ise çeşmenin üzerine bu hitabeyi yazdırmıştır.

Kürde fırsat verme Ya rab, Dehre sultan olmasın.
Ayağını çarık sıksın, Karnı bile doymasın.

Vur sopayı al haracı, Asla iflah olmasın
Ol bu çeşmeden gavur içsin, Rum içsin
Kürde nasip olmasın.

Vasiyetim oldur kim
Kürd bin kere yalvarsın
İnanma, kanma
Yakana bit, kapına Kürt dadandırma.

Yavuz Sultan Selim Kürt Şiiri
Bahsi Geçen Rivayetlere Reddiyeler

  • Mısraların 16. yüzyıl ile uzaktan yakından alakası yoktur (Tarihçi Prof. Dr. Ahmet  Şimşirgil) Yavuz Türkçe şiir yazmamış, şiirleri farsçadır.
  • Bahsi geçen mısralara kayna gösterilen kitap Mehmet Zilli'nin oğlu  Evliya Çelebinin kaleme aldığı" Evliya Çelebi Seyahatname" kitabının türkçe çeviri serisinde 3. kitabın 80. sahifesi. Yazar  Zuhuri Danışman' nın neşrettiği kitabın 52. sahifesinde kesinlikle böyle bir izahat yoktur. (Erhan Afyoncu)
  • Seyahatnamenin asil nüshasında da böyle bir bilgi yoktur. (Prof. Dr. Murat Bardakçı)
  • Milliyet gazetesinin 1999 yılının tüm basımını taratmış olmama rağmen yazar Hasan Pulur'un böylesi bir makalesini bulamadım. ( Mustafa Armağan)
  • Hiç bir yerde bahsi geçen çeşmeye ait (kitabe silinmiş olsun) fotoğraf yoktur.
  • Bölge hakkının böylesi bir çeşmeden haberi yoktur
  • Tarih belgelerle sabittir. Rivayetler ile ırklar arasına kasten soğukluk koymak namussuzluktur.
  • Yavuz Sultan Selim kürtler ile anlaşma içerisinde idi. Çaldıran Seferinde  Şah İsmail'e karşı kürtler ile ittifak halinde olduğu devletin resmi evraklarında mevcuttur.
  • ]]>
    Yavuz Sultan Selim Babası https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-babasi.html Mon, 26 Nov 2018 17:21:24 +0000 Yavuz Sultan Selim Babası Osmanlı Padişahlarının sekizincisi olan II. Bayezid'tir. II. BayezidFatih Sultan Mehmet Han'ın oğludur. Annesi Emine Gülbahar Valide Hatundur. 3 Aralık 1447 yılında Dimetoka'daki Dimetoka Sarayında dünyay Yavuz Sultan Selim Babası Osmanlı Padişahlarının sekizincisi olan II. Bayezid'tir. II. BayezidFatih Sultan Mehmet Han'ın oğludur. Annesi Emine Gülbahar Valide Hatundur. 3 Aralık 1447 yılında Dimetoka'daki Dimetoka Sarayında dünyaya gelmiştir. Babası Fatih Sultan Mehmet Han ilime çok önem verdiği için ilk olarak oğlunun iyi bir tahsil almasını istemiştir. Yedi yaşında Amasya Valisi olan II. Bayezid burada Felsefe, Matematik ve hat derslerinin yanında Çağatay Lehçesi, Uygur Alfabesi, Arapça ve Farsça Eğitimleri aldı. Rumiye-i Sugra Valisi olarak Amasya'da 27 yıl kaldı. 1473 Yılında Otlukbeli savaşında kumandanlık yaptı. II. Bayezid 1479 yılında Torul ve çevresini Osmanlı topraklarına katmıştır.

    Fatih Sultan Mehmet Hanın 4 Mayıs 1481'de vefat etmesi üzerine şehzade Fatih'in oğulları olan Bayezid ve Cem Sultan'a haber yolladı. Cem Sultan'a gönderilen habercinin engellemesiyle Cem Sultan babasının ölüm haberini geç öğrendi. Bu arada Bayezid'in tarafını tutan yeniçeriler İstanbul'a bir isyan çıkararak II.Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut'u babasına vekaleten tahta çıkardılar. 22 Mayıs 1481'de oğlu Şehzade Korkut'dan tahtı resmen teslim alarak padişah oldu.

    Cem Sultan abisinin tahta çıkmasını kabul etmedi bu yüzden sonradan Avrupa'nın da sonradan içine karıştığı uzun süreli bir taht kavgası ortaya çıktı. Ordusuyla İnegöl önlerine gelen Cem Sultan kardeşine karşı bu savaşta başarı sağladı. Bursa'da kendi adına hutbe okutarak ve para basarak padişahlığını ilan etti. Cem Sultan kardeşine Osmanlı Topraklarını eşit olarak paylaşma teklifinde bulundu. Fakat devletin parçalanması manasına gelen bu teklif II.Bayezid dahil hiç bir devlet görevlisi tarafından hoş karşılanmadı. Osmanlının güçsüzleşmesine neden olacak bu teklif Memluklular ve Avrupalılar tarafından desteklendi. 1481'de Yenişehir Ovasında yapılan savaşı Cem Sultan kaybetti ve geri çekildi. Sonrasında Memluklular'ın verdiği destekle 1482'de Konya'yı kuşattı sonrasında Osmanlı Ordusunun gelmesiyle kuşatmayı kaldırdı. İki ordu Akşehirde karşılaştı ve burada Cem Sultan tekrar mağlup oldu. CEm Sultan buradan Rodos'a geçti ve bir daha ülkesine dönemedi.
    Yavuz Sultan Selim Babası
    II.Bayezid yumuşak huylu bir padişahtı. Sanata, ibadete ve hayır işlerine çok önem verirdi. Bu yüzden kendisine Bayezid-i Veli denilmiştir. Adli mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır. Osmanlı donanmasını yenilemiş ve yelkenli gemileri uzun menzilli toplarla donatmıştır. Akdeniz'de Osmanlı hakimiyeti kurmuştur. II. Bayezid Şah İsmail'in Şii propagandası yaparak Anadoluyu karıştırmakla görevlendirdiği Şahkulu isyanları neticesinde oğulları babalarını başarısız gördü ve aralarında taht kavgası başladı. Yavuz Sultan Selim'in Babası II. Bayezid yeniçerilerin baskılarıyla oğlu Yavuz için 24 Nisan 1512'de tahttan çekilmiştir. Bundan sonra Dimetoka' ya geçmek istemiş ve Dimetoka'ya giderken 26 Mayıs 1512'de vefat etmiştir. Öldüğünde bir çok İslam devletinde gıyabında cenaze namazları kılınmıştır. 
    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Babasını Öldürdü Mü https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-babasini-oldurdu-mu.html Tue, 27 Nov 2018 04:36:20 +0000 Yavuz Sultan Selim Babasını Öldürdü Mü Yavuz Sultan Selim, 10 ekim 1470 de doğdu. Babası sultan ikinci Beyazıd, Annesi ise Gülbahar hatundur. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, iri kemikli, çok heybetli sert mizaçlı  ve Yavuz Sultan Selim Babasını Öldürdü Mü Yavuz Sultan Selim, 10 ekim 1470 de doğdu. Babası sultan ikinci Beyazıd, Annesi ise Gülbahar hatundur. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, iri kemikli, çok heybetli sert mizaçlı  ve çok cesur bir padişahtı. Her Osmanlı veliahdı gibi oldukça kuvvetli bir ilim tahsili almıştı. 

    Babası Sultan İkinci Beyazıd, kendisi sultan olduktan sonra, oğlu Yavuz Sultan Selim hanı, askeri sevk ve idareciliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali olarak gönderdi. Şehzade Selim Trabzon da devlet işlerinin yanı sıra, ilimle meşgul olurdu. Devrin büyük alimlerinden olan, Mevlana Abdül Halim Efendiden ilim dersleri alırdı.

    Yavuz Sultan Selim Trabzon valiliği görevini çok başarılı bir şekilde idare ediyordu. Trabzon halkına bir türlü rahat vermeyen Gürcülerin üzerine üç defa sefer etti ve bunların en önemlisi olan kutayis seferinde Kars, Erzurum ve Artvin gibi illeri feth ederek Osmanlı topraklarına kattı. Buralarda yaşayan halkın da Müslüman olmasına vesile oldu.

    Yavuz Sultan Selim, devrin en cengaver silahşörlerin den çok daha iyi silah kullanır, güreşmekte ok ve yay kullanmaktaki başarısı tartışılmazdı. Yavuz Sultan selim hanın bu özelliği, ona sultan olmanın kapısını aralayan en önemli sebeplerden birisidir. Çünkü yönetimdeki başarısının yanı sıra bu yönüyle de askerlerin arasında çok takdir kazanan bir kumandandı.

    Yavuz Sultan Selim Trabzon valiliği, yaptığı dönemde İran da ki tehlikeyi görüyor ve İstanbul yönetimine tehlikenin büyüklüğünü bir türlü anlatamıyordu. Yavuz sultan selim vali sıfatıyla Erzurum ve Bayburt da, Acemlerle savaşmış, İran da neler olup bittiğini anlamak için tebdili kıyafet İran'a gitmişti. 
    İkinci Beyazıd diğer oğlu Şehzade Ahmed'i kendisinden sonra tahta geçirmek istiyordu. Devletin içindeki vezirler, paşalar ve devlet erkanında sözü geçen ne kadar devlet adamı varsa hepsinin gönlü şehzade Ahmed'in babasından sonra tahta geçmesin den yanaydı. 

    Yavuz Sultan Selim Babasını Öldürdü Mü
    Yavuz Sultan Selim devlet erkanının ve babasının da karşı çıkmasına rağmen, askerin desteği ile, padişah oldu.

    Yavuz Sultan Selim, tahta çıktığında babası ikinci  Beyazıd, hastaydı ve oğluna tahtı bıraktıktan sonra, eski Saray da ikamet etmekteydi. Vezirlerin ve Paşaların iki Sultan bir şehirde olmaz diye ısrarlarının üzerine, ikinci Beyazıd, sultan olan oğlundan izin alarak, doğduğu topraklara dönmek istediğini söyledi ve Yavuz Sultan Selim babasının bu isteğini kırmayarak izin verdi. İkinci Beyazıd, zaten çok hastaydı ve yolculuk esnasında hayatını kaybetti. 
    İkinci Beyazıd'ın yolda hayatını kaybetmiş olması, bu konuyla ilgili bir çok asılsız iddiaların ortaya atılmasına sebep oldu. 
    Yavuz sultan selimin babasını Yahudi bir doktora zehirleterek öldürttüğü gibi, cahilce ortaya atılan bu asılsız iddiaların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü, 

    Yavuz Sultan Selim hanın babasını öldürmesi için  ortada bir sebep yoktur. Bu iddiaların asıl nedeni, Yavuz Sultan Selim'i babasının ve devlet erkanının değil, ordunun Padişahlığa getirmiş olması ile ilgilidir. Yavuz Sultan Selim hanın babasını öldürttüğüne dair hiç bir ispat ve delil yoktur. Söylenenlerin hepsi sadece bir varsayımdan ibarettir.
    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Tuğrası https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-tugrasi.html Tue, 27 Nov 2018 18:49:28 +0000 Yavuz Sultan Selim Tuğrası üzerinde yazan yazının Türkçe meali şu şekildedir; Selim-Şah bin Beyazid Han el-muzaffer daima. Tuğrada yazan şah ve han kelimeleri unvan ve padişahlıktan dolayı yazılmış olup bin oğlu anlamına Yavuz Sultan Selim Tuğrası üzerinde yazan yazının Türkçe meali şu şekildedir; Selim-Şah bin Beyazid Han el-muzaffer daima. Tuğrada yazan şah ve han kelimeleri unvan ve padişahlıktan dolayı yazılmış olup bin oğlu anlamına gelmektedir. Yani tuğrada, Beyazid Han'ın oğlu Selim Şah denilmektedir. Osmanlı tuğralarında baba ve oğlun adlarının her ikisinin de tuğrada yazılması bir gelenektir. Bütün padişahların tuğralarında hem babalarının hem de kendilerinin isimleri yazmaktadır. Tuğranın sahibi olan padişahın ismi tuğranın en altında yazar. Tuğralar Osmanlı padişahları için oldukça büyük bir önem teşkil etmekteydi. Her yeni gelen padişah kendisi için özel olarak kendi adının ve babasının adını yazdırdığı yeni bit tuğra yaptırırdı. Bu tuğralar gönderilen mektuplarda, emirlerde, ferman ve beratlarda  ve benzeri yerlere mühürlenerek tuğra bu mühre basılır ve bu emrin, fermanın padişaha ait olduğunu beyan ederdi. Tuğra, Anadolu Selçuklularında, Büyük Selçuklularda, Anadolu Beyliklerinde de görülmektedir.

    Yavuz Sultan Selim Tuğrası paralarda, resmi binalarda ve resmi yazılarda da kullanılmıştır. Daha sonraları pul ve bayrak üzerinde resmi dairelerin giriş kısımlarında  da arma olarak kullanılmıştır. Tuğra Osmanlı devleti için ayrı bir önem arz eder bugün dahi tuğra demek Osmanlı demektir. Tuğra, farsça da nişan, Arapça da tevki şeklinde ifade edilir. Osmanlı tuğraları Osmanlı devletinde hükümdarın havi alameti sayılmaktadır.İlk Osmanlı tuğrası Orhan Bey zamanında görülmektedir. Osman Beyin tuğrası bulunmamaktadır. Yavuz Sultan Selim Tuğrası dahil bütün tuğralara özel bir ihtimama gösterilirdi ve bu tuğrayı nişancı yahut tevki çekerdi. Tuğra çekmek çok büyük bir sanat istemektedir. Tuğranın her bir çizgilerinin kendi içindeki muntazam rayihası o zamanki şartlarda büyük emek istemektedir. Öyle ki tuğralar hat sanatına bir kol oluşturmuştur. Osmanlı tuğraları zaman içinde her ne kadar padişahlara göre faklı içerikte olsalar da şekil olarak belli bir şemaya oturtulmuş ve bu düzen içinde bütün padişahların tuğraları bu şekle sadık kalarak hazırlanmıştır.

    Yavuz Sultan Selim Tuğrası
    Tuğranın bölümleri:

  • Tuğranın Seresi (kürsüsü):  Tuğranın alt kısmında bulunur asıl metin burada yazılmaktadır. Yani padişahların ve babalarının isimleri bu kısımda yazılır.
  • Tuğranın bezeleri: Tuğranın sol tarafında bulunur. Genellikle nun harfi olarak yazılsa da bazı tuğralarda tamamlayıcı olarak kullanılmıştır.
  • Tuğranın tuğları: Tuğranın en üst kısmında bulunan elif harflerine verilen addır. Bir tek tuğra haricinde bütün tuğralarda üç adet yazılmıştır. Bu tuğlar hükümdarlık alameti olarak sayılmaktadır. Genellikle tamamlayıcı olarak kullanılmış ve bu tuğları kullanmak bir gelenek halini almıştır.
  • Tuğranın kolları (hançere): Muzaffer kelimesinin üzerinden geçer ve sağa doğru birbirine paralel bir şekilde uzanır.

  • Hemen hemen bütün tuğralar bir öncekine benzetilerek hazırlanmıştır bu tuğralar da genel olarak iki beyze ve üç tuğ bulunur. 2. Murat'dan sonra Yavuz Sultan Selim Tuğrasında olduğu gibi  bütün padişahların tuğralarında el-muzaffer daima tabiri kullanılmaktadır bunun anlamı daima muzaffer olan demektir. Bunun yanında tuğralara ek olarak yan kısımlarına faklı yazılarda yazıldığı bilinmektedir.
    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-misir-seferi.html Tue, 27 Nov 2018 20:06:31 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi İslam dünyası üzerindeki Osmanlı hakimiyeti bakımından tarihi bir olaydır. Fatih Sultan Mehmet samanına kadar Osmanlı- Memluk ilişkileri oldukça iyiydi. Memluk Devleti, Osmanlı Devletini Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi İslam dünyası üzerindeki Osmanlı hakimiyeti bakımından tarihi bir olaydır. Fatih Sultan Mehmet samanına kadar Osmanlı- Memluk ilişkileri oldukça iyiydi. Memluk Devleti, Osmanlı Devletinin Avrupa'da Hristiyan toplumlarına karşı üstünlük kurmasına oldukça seviniyordu. Osmanlı Devleti’nin Karamanoğulları devletini ortadan kaldırarak güneyde hâkimiyet kurması Osmanlı ile Memluk Devleti’nin arasını bozdu. Fatih Sultan Mehmet zamanında iki devletin arası açılmış Yavuz Sultan Selim zamanında ise bu gerginlik savaşa dönüşmüştür. II. Yavuz'un Dulkadiroğluları Beyliğini ortadan kaldırmasıyla bu iki devlet arası dehada kızıştı. Bu nedenle Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferleri Başladı.

    Yavuz Sultan Süleyman’ın Mısır Seferinin Nedenleri

    • Yavuz Sultan Selim'in tüm İslam alemini himaye altına almak istemesi,
    • Müslümanlarca kutsal sayılan Mekke ve Medine'nin Memluklere bağlı bulunması ve bu nedenle Memluklerin tüm İslam alemince saygın bir konumda olması,
    • Memluklerin Osmanlı Devletine karsı Safavi Devleti ile ittifak kurarak arkasından iş çevirmesi,
    • Dulkadiroğluları topraklarının Osmanlı Devletine katılmasına Memluklerin aşırı tepki göstermesi,
    • Mısır'dan Baharat Yolu'nun geçmesiyle Memluklerin oldukça zengin olması, Şayet bu seferle Baharat Yolu'nun kontrol altına alınmasıyla Osmanlı hazinesine büyük getiri sağlayacak olması,
    • Her iki devlet arasındaki ilişkilerin hep çıkar üzerine kurulmasından dolayı son dönemde Osmanlı Devleti'nin güçlenmesi ile Memluklerin bundan rahatsız olması,
    Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi

    Mercidabık Savaşı (1516)

    Osmanlı Devleti ile Memluk Devleti Kilis civarındaki Mercidabık'ta savaşa tutuştu. Bu savaşı Osmanlı Devleti'nin kazandığı bu savaşta Memluk Sultanı Kansu Gavri öldü. Bu savaşın sonucunda Halep ve Şam Osmanlı egemenliğine geçerken Osmanlı Devleti tüm Suriye'ye hakim oldu.

    Ridaniye Savaşı (1517)

    Yavuz Sultan Selim bir sene önce başlattığı seferi devam ettirerek Mısır'ın üzerine yürüdü. Bu yıllarda Kansu Gavri'nin yerine Tomanbay hükümdar olmuştu. Tomanbay Ridaniye'de güçlü bir savunma düzeni kurdu. Yavuz Sultan Selim olağanüstü bir başarı göstererek kısa bir süre içerisinde Sina Çölü'nü geçti. Memluk savunma hattını çevreleyerek Memluk’lerine savunma toplarını etkisiz hale getirerek Ridaniye'de büyük bir başarı kazandı.

    Mısır Seferinin Sonuçları

    • Yavuz Sultan Selimin Mısır seferi sonucu Memluk Devleti yıkıldı.
    • Filistin, Suriye, Mısır ve Hicaz Osmanlı topraklarına katıldı.
    • Mekke ve Medine'nin anahtarı ve kutsal emanetler Osmanlı Devleti'ne geçerek İstanbul’a getirildi.
    • Osmanlı Devleti'nin İslam dünyasındaki etkisi ve saygınlığı iyice arttı.
    • Baharat Yolu Osmanlı'nın eline geçerek Büyük kazançlar sağlayacaktı ki, bu sırada Portekizliler Ümit Burnu'nu bulduğundan Baharat Yolu'nun pek önemi
    • Savaş sonucu elde edilen ganimetlerle ve alınan vergilerle Osmanlı hazinesi zenginleşti.
    • Mısır seferi ile Kuzey Afrika'nın fethi için önemli bir üs sağlanmış oldu.
    • Rodos, Girit ve Kıbrıs dışındaki tüm Doğu Akdeniz adaları Osmanlı Devleti'nin hâkimiyetine geçti.
    • Venedikliler Kıbrıs için Memluklere vergi ödüyorlardı. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti'ne vergi ödemeye başladılar.
    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Bedduası https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-bedduasi.html Wed, 28 Nov 2018 14:31:10 +0000 Yavuz Sultan Selim'in bedduası diye öne sürdükleri bedduanın ne mantıklı bir açıklaması var ne de ispatı var. Bu Türk- Kürt kardeşliğini bozmak için uydurulmuş ve ispatsız bir iddiadır. Güya Yavuz Sultan Selim Ridani Yavuz Sultan Selim'in bedduası diye öne sürdükleri bedduanın ne mantıklı bir açıklaması var ne de ispatı var. Bu Türk- Kürt kardeşliğini bozmak için uydurulmuş ve ispatsız bir iddiadır. Güya Yavuz Sultan Selim Ridaniye savaşına giderken bir çeşme yaptırmış ve savaştan döndüğünde Kürtlerin bu çeşmeyi harap ettiğini görerek Kürtlere beddua etmiştir. Bu yaptığı bedduayı kaleme alarak çeşmenin üzerine yazdırmıştır. Bu varsayıma göre 1999 yılında Hasan Pulur'un bu şiirin anlamını bir yazısında dile getirince çeşmedeki yazı silinmiştir.

    Yavuz Sultan Selim'in bedduası çeşmenin üzerinde şu şekilde yazıyormuş:

    Kürde fırsat verme Ya Rab dehre sultan olmasın,
    Ayağına çarık sıksın, karnı bile doymasın,
    Vur sopayı, al haracı, asla iflah olmasın,
    Ol bu çeşmeden gavur içsin, Rum içsin, Kürde nasip olmasın
    .

    Birçok sitede bu şiiri gören insanlar acaba Yavuz Sultan Selim bu bedduayı yapmış mıdır diye kafaları karışmaktadır. Bu gibi durumlarda atalarımız güzel bir kelam etmişler: " Tut kelin perçeminden" Yani neresinden tutarsak tutalım. Bu iddia sahipleri öncelikle şu aşağıdaki üç soruya cevap vermelidirler.

    Yavuz Sultan Selim Bedduası
    • Bu çeşme neredeymiş fotoğraf makinası ile çekilmiş bir resmini gösterin. Artık yazıları kazınmış diyorsanız kazınmış kitabenin kalıntılarını görüntüleyerek gösterin. Resim gösteremiyorsanız madem böyle bir şey var yerini söyleyin ve kendimiz gidip görelim.
    • En basit vezin ve kafiye bilgisinden bihaber olan birinin yazdığı belli olan bu mazmune kesinlikle şiirin atılım yılları olan Yavuz döneminde kaleme alınmış olamaz. Üstelik kelimeleri bozuk ve üslubu külhanbeyi gibi olan bir şiir asla Yavuz'un olamaz. Çünkü Yavuz Osmanlı padişahları arasında en alimi ve aynı zamanda Kürtlere karşı en hoşgörülü bir padişahıydı.
    • Yavuz Sultan Selim hiç Türkçe şiir yazmamıştır. Çünkü divanı Farsçadır.

    Şiirler Pençe-i kahrında olurken lerzan

    Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

    Yukarıdaki meşhur mısralar da Yavuz Sultan Selim'e atfedilirken aslının Nesimi'ye ait olduğunu araştırırsanız görürsünüz. Unutmayın ki Yavuz'un asla Türkçe şiiri yoktur. Ona atfedilenlerin hepsi başka şairlere aittir. Yavuz Sultan Selim'in bedduası diye yutturulmaya çalışılan şiir de kim bilir hangi vezin ve kafiye bilmeyen şaire aittir

    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Dedesi https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-dedesi.html Thu, 29 Nov 2018 03:06:58 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Dedesi, İstanbul'u fethi ile tanınan Fatih Sultan Mehmed'dir. Osmanlı Padişahları arasından yedinci hükümdar olmuştur. 1431 yılında Edirne'de doğdu. Babası İknci Murad ve annesi Hüma Hatundur. Fatih Sultan Yavuz Sultan Selim'in Dedesi, İstanbul'u fethi ile tanınan Fatih Sultan Mehmed'dir. Osmanlı Padişahları arasından yedinci hükümdar olmuştur. 1431 yılında Edirne'de doğdu. Babası İknci Murad ve annesi Hüma Hatundur. Fatih Sultan Mehmed'in eğitimine küçük yaşta çok önem verdiler. Çocukluğu sırasında, zamanın en iyi alimleri ile çalışarak, kensini geliştirmiştir. Batı eğitimi aldığı kadar aynı zamanda da Doğu eğitimini almıştır. Devlet iradesini öğrenmek için, Manisa Sancakbeyine atandı. ve Manisa'da eğitimini devam ettirebilmek için Molla Gürani adındaki bilim adamı görevlendirildi.

    Fatih Sultan Mehmed'in Mesleği:


    Osmanlı Devletinde bulunan şehzadeler, mutlaka meslek edinmesi farzdı. Fatih Sultan Mehmed kendisine seçmiş olduğu meslek ise, top döküm mesleği olmuştur.

    İlk Tahta geçisi:

    13 yaşında babası Murad'ın isteği üzerine, tahta geçti. fakat bu durumu Haçlı birliği Osmanlı topraklarında bulunan Varna'yı ele geçirmek için saldırılarda bulundu. Bu durumda, tekrar hükümdarlığı babası olan Murad'a bırakarak Manisa'ya gitmiştir. Varna'ya kadar gelmiş olan Haçlı birliğini yenerek, zafer kazanır. Murad'ın vefatından sonra, Manisa'dan İstanbul'a gelerek tekrar Hükümdar olur.

    İstanbul'un Fethi:

    Hz. Muhammed'in İstanbul'un Fethi ile söylemiş olduğu, "İstanbul mutlaka bir gün feth edilecektir. Onu Feth eden komutan ne güzel komutandır, Onu feth eden ordu ne güzel ordudur" sözünden yola çıkarak, İstanbul'un fethi için bütün hazırlıkları yapar. ve başarılı bir şeklde İstanbul'u feth ederek, Osmanlı topraklarına katar.
    Yavuz Sultan Selim Dedesi
    Fatih Sultan Mehmed, Askeri alanda göstermiş olduğu başarılardan sonra, idari alanlarda da çok büyük başarılar elde etmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Bilim, Mimari ve Mühendislik alanlarında çalışmaların fazla olmasını sağlamıştır.

    Fatih Sultan Mehmed'in evlilikler.

    Fatih Sultan Mehmed,  Yedi evlilik yapmıştır. Kendisine Şehzade doğurmuş olan İkinci Bayezid'in annesi olan Gül Bahar Hatun ile uzun süre evli kalmıştır.
    Halena Hatun
    Alexias Hatun
    Gülşah Hatun
    Mukrime Hatun
    Çiçek Hatun
    Anna Hatun

    Fatih Sultan Mehmed'in Çocukları:
    İkinci Bayezid
    Mustafa
    Cem Sultan

    Fatih Sultan Mehmed'in Vefatı:
    Fatih Sultan Mehmed 1481 senesinde, yapacağı bir sefere hazırlanırken gut hastalığından dolayı vefat ettiği sanılmaktadır. Fakat bazı bilgilere göre, zehirlenerek vefat ettiği de söylenmektedir. Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra, yerine oğlu İkinci Bayezid geçmiştir. Fatih Sultan Mehmed, yaptırmış olduğu, Fatih Camiisine defnedilmiştir.
    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Çocukları https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-cocuklari.html Thu, 29 Nov 2018 11:51:10 +0000 Yavuz Sultan Selim Çocukları, On dört çocuğu olduğu bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in kayıtlara geçen eşi Valide Sultan diye anılan, Ayşe Hafsa sultandır. Fakat bunun dışında dört evliliğinin daha olduğu bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim Çocukları, On dört çocuğu olduğu bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in kayıtlara geçen eşi Valide Sultan diye anılan, Ayşe Hafsa sultandır. Fakat bunun dışında dört evliliğinin daha olduğu bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim, Trabzon valisi iken evlendiği Ayşe Hafsa Sultan ile uzun yıllar evli kaldı.

    Yavuz Sultan Selim'in Erkek Çocukları:
    Kanuni Sultan Süleyman:
    Yavuz Sultan Selim'in tek oğludur. Birinci Selim'in vefatından sonra, hükümdar kendisi olmuştur. Muhteşem Süleyman lakabıyla anılırdı. Yaklaşık olarak 46 yıl boyunca Padişah oldu. Kanuni Sultan Süleyman, en çok tahta kalan padişah ve en çok sefere çıkarak toprak kazanan padişah olmuştur. Süleyman zamanında birçok medrese, birçok cami yapılmıştır. Eğitime ve sanata çok fazla önem vermiştir. 4 evlilik yapmıştır. Fakat Hürrem Sultan'la yaptığı evlilik dillere destan olup, birçok kitap, dergi, filme konu olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman'ın ömrü ve hayatı at üzerinde savaş yaparak geçmiş ve Osmanlı Devletinin topraklarını genişletmiştir. Mahidevran Sultan'dan olan Şehzade Mustafa'yı boğdurtmasıyla tarihe geçmiştir. Fülane Hatundan olan şehzade Mahmud, geçirdiği hastalık sonucunda vefat etmiştir. Gülfem Hatun Şehzade Murad'ı dünyaya getirdi. Fakat Şehzade Murad yakalandığı bir hastalık sonucunda doğduktan çok kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Kanuni Gazel yazmakta olup, edebi yönden çok gelişmiş olan bir padişahtı.

    Yavuz Sultan Selim Çocukları



    Şehzade Orhan: Çok küçük yaşta yakalndığı rahatsızlık sonucunda vefat etmiştir.

    Şehzade Musa:
    Annesi Ayşe Hafsa Sultandır. Musa 10 yaşına geldiği zaman yakalandığı salgın olan bir hastalık sonucunda, vefat etmiştir.

    Şehzade Korkut: Doğduktan çok kısa bir süre sonra vefat etmiştir.

    Not: Yavuz Sultan Selim'in küçük yaşta vefat eden çocuklarının olduğunu, bazı kaynaklar var olduğunu söylerken, diğer yandan bu çocukların olduğunun kaydı bulunmamaktadır.

    Yavuz Sultan Selim'in Kız Çocukları:
    Beyhan Sultan: Ferhad Paşa ile ilk evliliğini yaptı. Fakat evlilikten kısa bir süre sonra, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Ferhad Paşa idam ettirildikten sonra dul kaldı. İki kız çocuğunun olduğu bilinmektedir. 1559 yılında vefat etmiştir.

    Hatice Sultan
    : Tarihte Hanım Sultan olarak bilinmektedir. Babasının isteği üzerine İskender Paşa ile evlenmiştir. Daha sonra İskender Paşa vefat ettikten sonra, Sadrazam olan Pargalı İbrahim Paşa ile evlendi. Pargalı İbrahim Paşa Kanuni Sultan Süleyman tarafından boğdurularak öldürüldükten sonra yine dul kalmıştır. 1538 yılında vefat etmiştir. Sultan Selim türbesinde defnedilmiştir.

    Fatma Sultan
    : Trabzon ilinde 1500 yılında doğdu. Eğlenceye çok düşkün bir sultan olduğu için, yapmış olduğu eğlenceler ile bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in en küçük çocuğudur. Neşeli ve içten tavırları yüzünden en sevilen haneden üyesi olmaktadır. Kara Ahmet Paşayı görür görmez aşık olurlar ve Kara Ahmet Paşa ile evlenirler. Ardından Kara İbrahim Paşa Sadrazam iken, Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildi. Ardından Hadım İbrahim Paşa ile evlendi1563 yılında tekrar dul kaldı Fatma Sultan'ın hiç çocuğu olmadı. 1573 yılında vefat etti.

    Şah Sultan:
    1509 yılında dünyaya geldi. Lütfi Paşa ile evlendirildi. Lütfi Paşa'nın çok katı yürekli ve sert bir adam olduğu söylenmektedir. Birkaç yıl sonrasında anlaşamadıkları için boşanmışlardır. 19 yıl süren evliliği boyunca iki tane kız çocuğu olmuştur. 1572 yılında vefat etmiştir.

    Bunların dışında doğan ve bilinen kız çocukları ise;
    Yenişah Sultan,
    Hatun Sultan,
    Gevherhan Sultan,
    Hafsa Sultan,
    Fakat Yavuz Sultan Selim'in 10 tane kızı olduğu rivayet edilmektedir.

    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Küpe https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-kupe.html Fri, 30 Nov 2018 10:38:31 +0000 Yavuz Sultan Selim Küpe, Yavuz Sultan Selim'i küpe takıp takmadığı hakkında pek çok görüş bulunmaktadır. Yıllardır bize Yavuz Selim diye (alıntı), Şah İsmail'in resimleri gösterilmiş olup, bu konuda pek çok ta Yavuz Sultan Selim Küpe, Yavuz Sultan Selim'i küpe takıp takmadığı hakkında pek çok görüş bulunmaktadır. Yıllardır bize Yavuz Selim diye (alıntı), Şah İsmail'in resimleri gösterilmiş olup, bu konuda pek çok tarihçi hem fikirdir. Her şey 1926 yılında Dolmabahçe Sarayı'ndan Topkapı Sarayı portreler galerisine getirilen ve Yavuz Sultan Selim'e isnad edilen bir resim ile başlamış. Bu resimde olan sima, inci küpeli, taçlı ve inci madalyonlu olarak tasvir edilmiştir. Aynı zamanda da sakalsız ve pala bıyıklı bir kişiydi. Bunun bir Macar ressam tarafından yapılan benzerinin de var olduğuna inanılıyor. Bu resmin nasıl ve niye Yavuz Sultan Selim'e isnat edildiği doğrusu malum değildir. Ancak, bu resim herkesi padişahın küpe taktığına inandırmaya yetmiştir. Resimdeki küpe, halka biçiminde değil, kadınların taktığı cinsten incili salkım küpesi denmiştir. Bir başka menkıbede de, padişahın bir takım ibretlik hadiselerin kulağında küpe olması maksadıyla böyle yapılmıştır. Bunların hepsi birer yakıştırmadır denilmektedir. Bu küpeli ve taçlı süslü püslü hükümdarın Yavuz olmadığını iddia edilmektedir.

    Yavuz Sultan Selim Küpesinin Tarihçesi, Hatta iddia etmekle kalmayıp, ispatlamaktadırlar. Yavuz Sultan Selim çok dindar bir kişiymiş. Bu yüzden küpeyi takma sebebi, kendini Allah'ın kölesi olarak gördüğü tezi çok daha doğrudur. Kaynaklarda bunu doğruluyor. Diğer sebepler, sadece hayal gücü ve imitasyon hikayeleridir. Şöyledir ki, Yavuz Sultan Selim, süslü giyinmeyi sevmezdi. Hatta süslü giyinenlere çıkışırdı. Ayrıca Osmanlı geleneklerinde (taç yoktur, sarık vardır) sarığın üzerine de taç zaten olmaz. Batılılar, kafalarındaki bir şark sultanını resmetmişlerdir. Tarihçiler ise küpe takıyor diyorlar. Oradan da iki rivayet geliyor.

    Yavuz Sultan Selim Küpesinin Sırrı, Rivayetinin birincisi, şehzadeliğinde bir tüccar kıyafetiyle Safevi Devleti'nin başkentine gidiyor ve orada Şah İsmail'le satranç oynuyor. Satrançta Şah İsmail yenilince tokat atmış ve bu kulağına küpe olsun diye küpe takmış. İkincisi ise,  Yavuz Sultan Selim 1517 yılında Mısır'ı fethettiğinde kulağında küpe takan insanları görür. Ve sorar bunlar neden küpe takıyor diye , Onlar köle insanlardır, cevabını alır. Bu köleler kölelik işareti olarak takarlarmış. Yavuz Sultan Selim, "Ben de Allah'ın kulu ve kölesiyim" anlamında küpe takmış derler.

    Yavuz Sultan Selim Küpe

    Yavuz Sultan Selim Küpesinin Tablosu, Yavuz Sultan Selim'in taç bulunan ve kulağındaki küpeli olarak gösteren tarihi tablo yıllardır Türkiye'de belge olarak kullanılır. Bahsi geçen tabloda Yavuz Sultan Selim'in kaytanlı bıyıklı ve heybetli görünümü ile başında sade dolama sarık ve üzerinde de taç bulunan görüntüsü olan tablonun çiziliş hikayesinde tarihi gerçeği de yansıtıyor mu, tablonun ilham kaynağı hikayesi ise, Tablonun Yavuz Sultan Selim'e ait olmadığı rivayet edilir, belgesi yoktur. Topkapı sarayında padişahlar, koleksiyonunda o resmin ne aradığını, ne zaman bilmiyoruz. denilse de, resim üzerinde incelemeler yapılıp, bu resmini 19. yüzyıldan kalma olduğu bilinse de Yavuz Sultan Selim zamanında, yapılma ihtimali yoktur deniliyor. 300 sene sonra yapılmış bir tablo. 16. yüzyıldan sonra Osmanlı padişahlarını küpeli gösterme eğilimi Avrupalılar da hayal gücüne dayanarak icat ettikleri bir anlayışın resme dönüşmüş bir şeklidir, denilmektedir.

    Tarih kaynakları bunlara dayanabilmektedir.

    ]]>
    Turnadağ Savaşı https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/turnadag-savasi.html Fri, 30 Nov 2018 11:59:30 +0000 Turnadağ savaşı, Osmanlı devleti ile Dulkadiroğulları beyliği arasında olmuştur.12 haziran 1515 tarihinde yapılan savaş Yavuz Sultan Selim döneminde yapılmıştır. Bu savaş sonunda 185 yıl hüküm süren Dulkadiro Turnadağ savaşı, Osmanlı devleti ile Dulkadiroğulları beyliği arasında olmuştur.12 haziran 1515 tarihinde yapılan savaş Yavuz Sultan Selim döneminde yapılmıştır. Bu savaş sonunda 185 yıl hüküm süren Dulkadiroğlu devleti yıkılmıştır.

    Turnadağ savaşının gelişmeleri

    Çaldıran zaferinden sonra Amasya'ya dönen Yavuz Sulatan Selim, Dulkadiroğulları beyliğinin sultanı Alaüddevle Bey'in Osmanlı ordusunu arkadan vurduğunu düşündüğünden, onunla savaşa girmeye karar vermiştir. Alaüddevle Bey aynı zamanda Yavuz Sultan Selim'in annesi Ayşe Sultan'ın babası ve Yavuz'un dedesidir. Alaüddevle Bey ülkesinde hayvan yemi ve yiyecek satışını yasaklamış, bu yolla Safevi hükümdarı Şah İsmail ile savaş halinde olan Osmanlı ordusunun yardım almasını engellemiştir. Osmanlıların 1514 yılında Çaldıran'da Safevileri yenmesinin ardından, Osmanlılar ve Memluklar arasındaki Dulkadiroğulları devletini ortadan kaldırmak istemiştir. Bu sebeple Çaldıran zaferinde büyük işler yapmış olan Şehsuvar oğlu Ali beyi Kayseri sancak beyliğine atamış, Dulkadiroğulları topraklarını istila ettiği takdirde burayı kendisine vereceğini vaat etmiştir. Kayseri sancak beyliği Dulkadiroğullarının sınırlarında yer alıyordu. Yavuz Selim Ali Bey'in aynı zamanda Bozok sancağını da  işgal etmesini  söylemiştir. Bu yüzden Bozok'u ele geçiren ve Alaüddevle Bey'in oğlu Süleyman'ı öldüren Ali Bey, Bozok'un idaresini almıştır. Böylece Yavuz Sultan Selim hem Memluklulara, hem de Alaüddevle 'ye meydan okumuştur. Selim Kemah kalesinin düşmesinden sonra, Dulkadiroğulları beyliğinin fethine girişmiştir. 5 Haziran 1515 tarihinde 30.000 kişilik bir orduyu Elbistan'a göndermiştir. Memlukluların müdahalesini önlemek içinde, Osmanlı donanmasını Akdeniz'e göndermiştir. Göksun ve Afşin arasında kalan Ördekli köyünde Alaüddevle Bey'in ordusuyla karşılaşan Osmanlı ordusu burada büyük bir zafer kazanmıştır. Alaüddevle Bey yanına ailesini ve çocuklarını alarak Turnadağ'a çıkmış ve burada savaşa devam etmiştir. Ne yazık ki burada yapılan savaşı da kaybetmiştir. Burada Alaüddevle Bey öldürülmüştür. Ali Bey'i Dulkadiroğullarının başına geçiren Yavuz Sultan Selim Elbistan'da hutbe okutarak, Osmanlı hakimiyeti kurmuştur. Memluk sultanı olan Kansu Gavri, Yavuz Sultan Selim'e yaptığı teklifte bazı yerlerin Alaüddevle Bey'in oğullarına verilmesini istese de, Yavuz, "kılıçla aldığım yerleri sadece kılıçla teslim ederim" diyerek geri çevirmiştir. Savaşta öldürülen Alaüddevle'nin başı Kahire mezarlığına, gövdesi ise, öldürülmüş olduğu Andırın Çuhadarlı  köyündeki Gökçebel mevkisine defnedilmiştir. Burası günümüzde padişah mezarlığı olarak anılmaktadır. Alaüddevle Bey'in ölümü hakkında çeşitli rivayetler bulunmaktadır.  

    Turnadağ Savaşı

    Turnadağ savaşının sonuçları

    Bu savaş sonunda Elbistan ve civarında 185 yıl hüküm sürmüş olan Dulkadiroğlu beyliği yıkılmış ve buraları Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. Elbistan uzun yıllar Dulkadiroğulları beyliğine başkentlik yapmış önemli bir bölge olarak, Osmanlıların eline geçmiştir. Bu savaş sonrasında Anadolu Türk birliği sağlanmış oldu. Yavuz Sultan Selim dedesi olan Alaüddevle Bey'i öldürmüş, bölgedeki hakimiyetine son vermiştir. 

    ]]>
    Ridaniye Savaşı https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/ridaniye-savasi.html Sat, 01 Dec 2018 08:54:23 +0000 Ridaniye savaşı Osmanlılar ile Memlûklar arasında meydana gelmiştir. Savaş 23 Ocak 1517 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu savaş 24 Ağustos 1516 yılında yapılan Mercidabık savaşının devamı niteliğindedir. Çünkü Mercida Ridaniye savaşı Osmanlılar ile Memlûklar arasında meydana gelmiştir. Savaş 23 Ocak 1517 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu savaş 24 Ağustos 1516 yılında yapılan Mercidabık savaşının devamı niteliğindedir. Çünkü Mercidabık savaşında yenilgiye uğrayıp Kahire’ye kadar geri çekilen Memlûk ordusunun başına yeni bir komutan atanmıştı. Yavuz Sultan Selim tarafından gönderilen Memlûkların kendisine boyun eğmesi isteği karşılık bulmamıştır. Bu nedenle Ridaniye savaşı yapılmıştır. Yeni komutan olan Tomanbay, Osmanlı ordusunu Kahire’nin kuzeydoğu tarafında bulunan Ridaniye köyünde karşılamıştır. Burada gerçekleşen Ridaniye savaşına katılan Tomanbay’ın komuta ettiği ordu 20 bin kişiden oluşuyordu. 200 kadar da topu olan ordu Osmanlı ordusu karşısında yenilgiye uğramıştır. Memlûk ordusunun beklemediği bir an olan sabaha karşı Osmanlı ordusu saldırıya geçmiştir. Bu saldırıyı beklemeyen Memlûk ordusu Ridaniye savaşında kesin olarak yenilgiye uğramıştır.

    Ridaniye savaşının kazanımları :

    Osmanlı zaferle sonuçlandırdığı Ridaniye savaşı ile birlikte bir çok maddi ve manevi faydalar sağlamıştır. Mısır’ı ele geçirdikten sonra Arap yarımadası Osman’lının egemenliğine geçmiştir. Mısır’da 8 ay kadar kalan Yavuz Sultan Selim daha sonra buradan İstanbul’a doğru harekete geçti. Ridaniye savaşı  ile yıkılan Memlûk devleti nden sonra Suriye, Filistin, Elcezire, Mısır ve Hicaz bölgeleri tamamen Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.Abbasi halifesinden halifeliği devr alan Yavuz Sultan Selim İslam dünyası üzerinde etkili olan bir konuma gelmiştir. Suriye ve Mısır’ın ele geçirilmiş olması ekonomik açıdan da kazanımlar sağlamıştır çünkü Kızıldeniz ticaret yolunu da Ridaniye savaşı sonrasında hüküm edebilmişlerdir.  Savaştan önce Venedikli denizciler bu yolu kullanmak için Memlûklulara vergi ödüyorlardı. Ridaniye savaşından sonra hakimiyet Osmanlılara geçtiği için aynı vergi Osmanlılara ödenmeye başlamıştır.

    Ridaniye Savaşı

    Ridaniye savaşının sonuçları :

    Muharebe çok kesin bir sonuç vermemiştir ancak stratejik bakımdan büyük önem taşıyan Mısır hemen alınamamıştır ama sonuçta büyük bir direniş gösteren Memlûk ordusu yenilgiye uğramıştır. Kahire’yi herhangi bir yıkım olmadan ve ekonomik yaşantıya zarar vermeden ele geçirmek niyetinde olan Yavuz Sultan Selim direniş göstermeksizin teslimiyet göstereceklere af ilan etti ama şehirde uzun süren sokak çatışmaları çok şiddetli olarak devam etti. Fazla zaman geçmeden Osmanlı güçleri tüm şehri kontrollerine almayı başardılar ve sonuçta Memlûklular Ridaniye savaşını kaybetmişlerdir. Ridaniye savaşının önemli sonuçlarından biri olan kutsal emanetlerin ele geçilip İstanbul’a getirilmesi olmuştur. Ridaniye savaşından zaferle çıkan Osmanlı ayrıca Doğu Akdenizdeki Baharat ticaret yolunun tek hakimi konumuna gelmiştir. Ridaniye savaşı sonrası ticaret yolunu egemenliğine alan Osmanlı devleti buradan Kızıldeniz ve Hint okyanusuna açılmıştır. Ridaniye savaşı sonrası Hint okyanusuna kadar ilerleyen Osmanlılar için Kuzey Afrika yolu açılmış oldu. Ridaniye savaşını zaferle sonuçlandırıp halifelik ünvanını Osmanlılara geçmesiönemli başlangıçları beraberinde getirmiştir.

    ]]>
    Çaldıran Savaşı https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/caldiran-savasi.html Sun, 02 Dec 2018 07:59:36 +0000 Çaldıran savaşı, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim ile şii inançları kurulmuş olan Safevi devletinin başındaki Şah İsmail arasında geçen bir meydan muharebesidir. Şah İsmail’in Akkoyunlu devletini tarih sahnesinden ka Çaldıran savaşı, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim ile şii inançları kurulmuş olan Safevi devletinin başındaki Şah İsmail arasında geçen bir meydan muharebesidir. Şah İsmail’in Akkoyunlu devletini tarih sahnesinden kaldırması, Azerbaycan, İran ve Irak-ı arap bölgelerini ele geçirerek Anadolu topraklarına kadar sınırlarını genişletmesi Çaldıran savaşı için etkenlerden biri olmuştur. Şah İsmail Anadolu’da fırsat buldukça isyanlar çıkarıp Osmanlı içinde yer alan şiileri kendine bağlayabilmek adına propagandalar yapmıştır. Bu karşın Yavuz Sultan Selim’de her fırsatta Osmanlıyı parçalamak niyetinde olan ve batıya yapılan her seferde Osmanlıyı arkadan vurmayı amaçlayan Şah İsmail’e kesin anlamda bir darbe indirmek niyetinde idi. Çaldıran savaşının ana nedenleri olan bu gelişmelerden ayrı olarak savaşın diğer nedenleri şöyledir;

    Çaldıran savaşının sebepleri :

    Doğu Anadolu topraklarını ele geçirmek isteyen Şah İsmail’in bu bölgede yaşayan şii türkmen aşiretlerini Osmanlı’ya karşı ayaklandırması

    Yavuz’un İran’a düzenleyeceği sefer öncesinde Dulkadiroğlu Alaüddevle’den yardım istemesi ama bu yardımın reddedilmesi

    Çaldıran savaşının sonuçları :

    23 Ağustos 1514 tarihinde, günümüzde Van’ın bir ilçesi olan Çaldıran ovasında gerçekleşen muharebede Osmanlı ordusu zafer kazanmıştır.

    Savaşın kazanılmasında Osmanlı ordusunun dönemin en güçlü savaş silahlarını kullanması etkili olmuştur.

    Osmanlı ordusu İran’ın başkenti Tebriz’e girmiştir.

    Doğu Anadolu bölgesi Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    Safevi tehlikesi bir süreliğine olsa da önlenmiştir.

    Çaldıran Savaşı

    Çaldıran savaşında Osmanlı ordusunun 100 bin civarında bir askeri kuvvet olduğunu belirten tarihi kaynaklar Şah İsmail komutasındaki kuvvetlerin 40 bin civarında askerden oluşan bir askeri güç olduğunu belirtmektedirler. Çaldıran savaşında yüksek askeri güç kullanan Osmanlı ordusu savaş sonrası kesin bir zafer kazanmalarını sağlamıştır. Çaldıran savaşının temel nedenlerinden biri de Osmanlının II. Beyazıd döneminden itibaren Safevi’ler ile ilişkilerinin kötüleşmesidir. Bu dönemde iki hükümdarlığın kötüleşen ilişkileri Çaldıran savaşı ile sonuçlanmıştır. Çaldıran savaşı askeri güç anlamında daha üstün olan Osmanlı’nın kesin zaferi ile sonuçlanmıştır ancak zafer sonrası kışı Tebriz’de geçirmek isteyen I. Selim, yorgun düşen Osmanlı askerleri arasındaki huzursuzluk artınca İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır. Bu zamansız dönüşün sonuçlarından biri Çaldıran savaşı ile kazanılan toprakların bir bölümünü geri bırakmak olmuştur. Bu şekilde muharebede kaybedilen bir çok toprak Safeviler tarafından savaşsız geri kazanılmıştır. Çaldıran savaşının asıl amacı zaten burada toprak kazanmak değil güç üstünlüğünü kabul ettirmek olduğundan asıl amacına ulaştıkları söylenebilir. Savaş sonrası Safeviler ile Memluklar arasındaki iletişim kesilmiştir, böylelikle Yavuz Sultanın Mısır seferi daha kolay bir hale gelmiştir.

    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Kimdir https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-kimdir.html Sun, 02 Dec 2018 16:57:29 +0000 Yavuz Sultan Selim kimdir sorusuna 9. Osmanlı padişahı, ilk Osmanlı halifesi ve 88. İslam halifesidir diyebiliriz. 10 Ekim 1470 senesinde Amasya'da doğmuş, babası 2. Beyazıt, annesi ise Gülbahar Hatun'dur. Şehzadeliğin Yavuz Sultan Selim kimdir sorusuna 9. Osmanlı padişahı, ilk Osmanlı halifesi ve 88. İslam halifesidir diyebiliriz. 10 Ekim 1470 senesinde Amasya'da doğmuş, babası 2. Beyazıt, annesi ise Gülbahar Hatun'dur. Şehzadeliğinde alimlerden din ve fen ilimleri üzerine dersler almış, Farsça ve Arapça öğrenmiştir. Bu dönem Amasya'da bulunan 1. Selim, askeri konularda ve devlet idaresini öğrenmesi için, Trabzon Valiliği'ne atanmıştır.

    Yavuz Sultan Selim şehzadelik dönemi

    29 yıl valilik yaptığı Trabzon'da Türkmenlerin Osmanlı Devletinden memnuniyetsizliğini ve Safevilere yöneldiklerini görmüştür. Burada akınlar düzenleyen ve Türkmenleri etkileyen Gürcülere karşı seferler düzenlemiş, 1508 senesinde Ardahan, Artvin, Erzurum ve Kars'ı Osmanlı Devletine kazandırmıştır. Elde ettiği ganimetin beşte birini Türkmenlere vermiştir. Askeri başarıları sebebiyle yeniçerilerin, Türkmenlere yaptığı yardımlarla  onların desteğini alarak taht kavgasına girmiştir. Babasının saltanatı terk edeceğini öğrendiğinde, tahta çıkmak için Fatih kanunnamesi gereği kardeşlerini öldürmesi gerekiyordu. Şehzade Ahmed ve Korkut'u yakın takibe aldı. Kırım hanının askeri desteğini de alarak, tahta çıkmak için çalışmalara başladı. İstanbul'a daha yakın olabilmek için Rumeli'den bir sancak istedi. Kendisine verilen Kefe'yi kabul etmeyerek, Rumeli'ye geldi. Burada babasının kuvvetleriyle savaş yapmadan bir antlaşma yapmış, 3 sancak ve para desteği almıştır. Aynı zamanda babasından şehzadelerinden hiçbirini veliaht olarak göstermeyeceğine dair güvence almıştır. İlerleyen dönemde babasının sözünü tutmaması ve Şehzade Ahmet'in padişah ilan edilmesiyle, Selim'i destekleyen yeniçeriler ayaklandı. Beyazıt bunun üzerine Selim'i İstanbul'a çağırdı. Beyazıt Oğlunun destekçilerine gördüğünden, Mayıs 1512 tarihinde saltanatını oğlu için bırakmıştır. 

    Yavuz Sultan Selim Kimdir

    Yavuz Sultan Selim ve diğer şehzadeler arasındaki taht kavgalarının sona ermesi

    Babasının Çorlu'ya giderken vefat etmesi, Şehzade Ahmet'in tahtı bırakmak istememesi sebebiyle taht kavgaları kızışmıştır. Konya'da kendini hükümdar ilan eden ve oğlunu Bursa üzerine sefere gönderen Ahmet, Bursa'yı ele geçirmiştir. Devlet erkanının Ahmet'i desteklemesi üzerine sadrazamı idam ettirip, yerine Hersekzade Ahmet Paşa'yı atamıştır. Bu arada Yavuz ölen Şehzade Şehenşah ve Şehzade Mahmut'un oğullarını öldürmüştür. Kendisini tanıyan Şehzade Korkut'u ise Saruhan sancakbeyliğine getirmiştir. Burada Korkut'u tahta çıkmayı arzu ettiğinden dolayı 9 Mart 1513 tarihinde öldürtmüştür. Ahmet'i de Yenişehir ovasındaki savaşta esir alarak boğdurmuştur. Bunların ardından tahtın tek varisi Yavuz kalmıştır.

    Yavuz Sultan Selim saltanatı

    İran seferi ve Çaldıran savaşı: Selim tahta çıktığında doğuda bulunan Şii Safevi devletinden ötürü sıkıntılı bir dönem yaşanmaktaydı. Safevi devletinin ortadan kaldırılması Anadolu'da ki Osmanlı egemenliğini sağlayacak ve Doğu Anadolu savunması güçlenecekti. Bu yüzden Safevilerle savaş için hazırlıklara başlandı. Safevilerin başı olan Şah İsmail'de savaş hazırlığı yapmaya başladı. İran seferine 1514 yılında çıkıldı ve Tebriz'e doğru yürüyüşe başlandı. Seferin uzun sürmesi nedeniyle, orduda kıtlık baş göstermiş ve bu yüzden geri dönmek isteyenler olmuştur. 1. Selim'in askerlere cesaret vermesiyle, 23 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran ovasında Safevilerle savaş yapılmış ve zaferle çıkılmıştır. Bu bölgede Özbeklerle de müttefik olunmuştur. Şah İsmail kaçmış, Yavuz Tebriz'e girmiştir. Burada bulunan ilim adamları İstanbul'a gönderilmiştir. Bayburt ve Erzincan Osmanlılara geçmiştir. Şah İsmail'in gözden düşmesiyle, Yavuz Amasya'ya giderek kışı burada geçirmiştir. Bu esnada Dulkadiroğlu ile ittifak yapan sadrazamı sebebiyle yeniçeri isyanı çıkmıştır. Veziriazamı idam ettirip, bir süre atama yapmamıştır. İran üzerine yeniden sefer yapmamaya ve güney ve doğu sınırlarında b]]> Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-donemi-memluk-iliskisi.html Mon, 03 Dec 2018 11:55:47 +0000 Takib ettigi siyaset yüzünden iki devlet arasinda devam eden iyi münasebetlerin bozulmasina sebep olan Aalüddevle Bozkrt Bey'in, Selim tarafindan bertaraf edilip Dulkadir Beyligi'nin Sehsüvaroglu Ali Bey'e verilmesi, Memlûk Sultanligi'nda bir e


    Iran ile Memlûk Devleti'nin, Osmanlilara karsi, müsterek hareketine mani olmak için tedbirler alinmasi gerekiyordu. Güneydogu'da fethedilen yerlerin elde tutulabilmesi için, Memlûk Devleti'ne bir darbenin indirilmesi gerekiyordu. Misirlilar, Osmanlilara böyle bir firsati vermekte gecikmediler. Öbür taraftan, Ortadogu "Ehl-i Sünnet" efkâr-i umumiyesi, Siâ belasina büyük bir darbe indirip, bunun ilerlemesini durduran ve asirlarca Hiristiyan dünyasinin müsterek ve güçlü kuvvetlerine karsi koyan Osmanlilar'i, Islâm riyâsetinde görmek istiyordu. Yavuz için bu, gerçeklestirilmesi zarurî bir vazife idi. Islâm riyâsetinin baslica imtiyazi olan "Hilâfet" ve "Haremeyn"e sâhip olmanin, artik Osmanli Hânedani'nin hakki oldugu düsünülüyordu. Islâm dünyasindaki "ehl-i hall ve'l-akd"in kanaatinin de böyle oldugu anlasiliyor. Zira, dogu denizlerinde dolasmaya baslayan Portekizlilerden büyük zararlar görmüs olan Memlûk Devleti, onlara karsi koyacak gücü kendinde bulamiyordu. Portekiz, l502 yilinda Hindistan'a yerleserek Hindistan ile Avrupa arasindaki bütün ticaretin kendi denetiminde olan Güney Afrika'dan dolasan deniz yolundan yapilmasini istiyordu. l507'de Aden Körfezi'nde Sokotra, l508'de de Hürmüz'ün ele geçirilmesiyle bu abluka, daha siki bir sekilde uygulanir olmustu. Böylece Memlûk ekonomisi ile devlet hazinesinde sürekli bir bunalim meydana getirmislerdi. Bu arada Sah Ismail, henüz yeni eristigi Iran körfezinin, Avrupalilarin tekeline geçmesini istemiyorsa da, Osmanlilara karsi kendisine destek olmalari karsiliginda Portekiz gemilerine yardimda bulunmaya hazirdi. Gerçekten, Dogu Akdeniz'e tam hâkimiyetin temini, Hiristiyan dünyasinin müsterek hareketine karsi Islâm âlemine yaslanma lüzumu ve Anadolu emniyetinin sürekli olabilmesi için objektif noktadan bir zaruret olarak görünen Misir seferine karar verilir.

    Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi
    Esâsen Misir Sultani Kansu Gavri, Dülkadir Devleti'nin ortadan kalkmasiyle "Sâhib-i Haremeyn" olarak hutbenin kendi adina okunmakta devam etmesini Sultan Selim'den istemisti. Bu teklif üzerine Pâdisah "Koca Çerkes er ise hutbesini Misir'da okutmaya devam etsün" diyerek Misir'in gelecegi hakkindaki düsünce ve niyetini açikça belli etmisti.

    Hükümdara göre, bir vakitler Avrupa'ya siçrayarak muhtesem bir Müslüman - Arap medeniyeti kuran, bir taraftan da Irak, Acem, Hind ve Çin diyarlarina kadar kol atip buyruk yürüten o büyük Islâm devletinden sonra "Sâhib-i Haremeyn" ünvanina sahip olmak, fikir ve medeniyet planinda yerinde sayan su Memlûk Sultanligi'na nasil birakilirdi

    Bu düsünce ve anlayisla, bir zamanlar Islâm dini ve prensipleri adina giristigi cihadlar ile yeryüzüne baris, adalet, fazilet ve insanlik dagita dagita ögretici ve kurtarici olarak kitadan kitaya geçerken, âdil ve her kesimi memnun eden sosyal bir ahenkle beraber, gittigi yerlere tek Allah fikrinin huzurunu da tasiyarak bir yeni dünya nizaminin müjdelerini vermisti.

    Iste Yavuz da, dedesi Fâtih gibi, Müslüman - Türk âlemine karsi kendini ayni borcun altina]]> Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-donemi-iran-seferi.html Tue, 04 Dec 2018 08:37:57 +0000 Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi, Sultan Selim tahta çıktığı zamanlarda Osmanlı sıkıntılı bir dönem yaşıyordu ve bunalımın en büyük nedeni Şii Safevi Devleti idi. Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki egemenli Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi, Sultan Selim tahta çıktığı zamanlarda Osmanlı sıkıntılı bir dönem yaşıyordu ve bunalımın en büyük nedeni Şii Safevi Devleti idi. Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki egemenliğinin sağlamlaşması için Safevi Devleti'nin ortadan kalkması gerekiyordu. Yavuz Sultan Selim'in başka bir amacı ise bütün İslam devletlerinin tek bir devlet çatısı altında toplamaktı.

    Sultan Selim, Safevilerle girilebilecek savaşa karşı hazırlıklar yaparken Şah İsmail de aynı dönemde Safevilerin başında Osmanlılara karşı savaş hazırlıkları içerisindeydi. 1514 yılının baharında Yavuz Sultan Selim ordusuyla birlikte İran seferine çıkmıştır. 50.000 kişilik kuvvetle birlikte oğlu Süleyman'ı Anadolu'da emniyet için bırakmıştı. Böylece Osmanlı kuvvetleri Erzincan'dan Tebriz'e doğru ilerlemeye başlamışlardı.

    Safevi ve Osmanlı ordularının ikisi de Türk ve Müslüman'dı sefer oldukça uzun sürmüş Safevi ve Osmanlı güçleri henüz karşılaşmamışlardı. Osmanlı ordusunda bazı kıtlıklar ve güçlükler baş göstermeye başlamıştı bu sebeple orduda seferden geri dönmeyi düşünenler dahi vardı. Bu rahatsızlıkları farkeden I.Selim askerlerine geri dönmeye niyeti olmadığını ve askerleri kışkırtanlarla sefer sonrasında hesaplaşacaktı. Safevi ordusunda top yoktu fakat Osmanlı'da topçu kuvvetleri bulunuyordu.

    Osmanlı ve Safevi orduları 23 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran Ovası'nda  karşılaştılar. Safevi Ordusu'nun süvarileri fazlayken Osmanlı ordusunun yaya kuvvetleri çoktu. 24 Ağustos'ta gerçekleşen savaşta Safevi'ler bozguna uğramış Osmanlı kuvvetleri zafer kazanmıştı. Osmanlı ordusunda ateşli silahların bulunması savaşta zafer kazanılmasını kaçınılmaz kılmıştı. 

    Muharebe Osmanlıların lehine sonuçlanmıştı ve muharebe sırasında yaralanan Şah İsmail, askerlerinin birinden aldığı at ile savaş alanından kaçmıştı. Yaşadığı ağır yenilgi sonrasında Şah İsmail eski saygınlığını kaybetmişti. Böylece Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamıştı. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan ve Bayburt Osmanlı hakimiyetine geçmişti. I. Selim ise yoluna devam ederek Tebriz'e girdi şehirdeki birçok ilim adamı ve sanatçıyı İstanbul'a gönderdi.

    15 Eylül 1514'te Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz Sultan Selim kışı orada geçirdi ve baharda İran'ı tümüyle almayı istese de şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya geçti. Kışı Amasya'da geçiren Sultan Selim, ilkbaharda yeniden İran seferine çıkacağı için top ve cephaneyi Şarkı Karahisar'da bırakmıştı. Sultan Selim, Amasya'da oturduğu sırada Dukakinoğlu Ahmed Paşa'yı veziriazam ve defterdar; Piri Mehmed Paşa'yı da üçüncü vezir ilan etti fakat Ahmed Paşa'nın veziriazam olmasından iki ay sonra, devlet adamlarının kışkırtmasıyla Şubat 1515 tarihinde yeniçeri ayaklanması oldu. Bunun üzerine Sultan Selim ayaklanma sebebini öğrenmiş ve askeri ayaklanmaya teşvik ettiği için ayrıca Dulkadiroğlu'yla ittifakı olduğu anlaşıldığı için Ahmed Paşa'yı idam etmiştir. Bu olaydan sonra Selim bir süre kimseyi veziriazamlığa tayin etmemiştir.

    Yavuz Sultan Selim, askerin vaziyeti üzerine tekrar İran Seferi yapamayacağını, emniyet sağlamak için doğu güney sınırlarına ait bazı yerleri ele geçirmeye karar vermiştir.
     

    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Dönemi Sefavi İlişkileri https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-donemi-sefavi-iliskileri.html Tue, 04 Dec 2018 18:34:09 +0000 Erdebil Sufileri neslinden gelen Seyh Haydaroglu Sah Ismail'in, mense itibariyle Anadolu'lu Boy ve Uluslardan Ustaclu, Samlu, Rumlu( Anadolulu), Musullu, Tekelü, Bayburdlu, Çapanlu, Karamanlu, Dulkadirlu, Varsak, Afsar, Kaçar ve Kara
    Erdebil Sufileri neslinden gelen Seyh Haydaroglu Sah Ismail'in, mense itibariyle Anadolu'lu Boy ve Uluslardan Ustaclu, Samlu, Rumlu( Anadolulu), Musullu, Tekelü, Bayburdlu, Çapanlu, Karamanlu, Dulkadirlu, Varsak, Afsar, Kaçar ve Karacadag Sufilerini etrafina toplamak suretiyle l500'de Azerbaycan, l507'de Diyarbekir, niayet l508'de de Bagdad'i alip Akkoynul Türkmen Devleti'ne son vermesi, Yakindoguda Anadolu'nun ve Osmanli Devleti'nin aleyhine tecelli etmesi mukadder yeni bir buhranin zuhuruna sebep olmustu.

    Ehl-i Beyt sevgisi iddiasiyle Iran'da Siî bir devlet kuran Sah Ismail'in, dedesi Seyh Cüneyd ve babasi Seyh Haydar gibi, halifeler (daî = propagandaci) göndermek suretiyle Anadolu'nun, Bâtinî fikirlere sahip halki arasinda giristigi propaganda faalieyetleri gayesine ulasmis görünmektedir. Bu propagandanin sebep oldugu olaylardan, II. Bâyezid dönemi anlatilirken kismen bahsedilmis ise de Osmanli - Safevî münasebetlerini ve Yavuz'un Iran'a karsi girismek zorunda kaldigi savasin sebeblerini daha iyi anlayabilmek için az da olsa Anadolu'daki Siî faaliyetlerine deginmek gerekiyor.

    Osmanli ülkesinde Siî faaliyet ve tesebbüslerin çogaldigi devir, sehzâdeler arasindaki rekabetin meydana çiktigi bir zamana tesadüf eder. Nitekim, bu karisiklik anlarinda timarlari ellerinden alinip baskalarina verilen bir kisim Tekeli sipahileri, propagandanin da tesiriyle Sah Ismail'in vaadlerine aldanarak Iran'a göç etmislerdi. Bunlar, daha önce temas edilen Sah Kulu (veya Osmanli deyimi ile Seytan Kulu)'nun isyaninda önemli rol oynamislardi. Bâyezid'in aldigi tedbirler, Siî tehlikesini bertaraf edememisti. Bununla beraber II. Bâyezid, oglu Selim'e tahti teslim ederken "Kizilbastan ehl-i Islâmin intikamini aliviresin" demisti. Öyle anlasiliyor ki, ülke ve Sünnî Islâm dünyasi için Siî tehlikesini önleyebilecek sehzâdenin Selim oldugu hususunda herkes ittifak etmisti. Nitekim halkin fikrine tercüman olan Celalzâde, bütün meclislerde ozanlarin: "Yürü Sultan Selim devrân senündür" diye türkü çikardiklarini belirtir.

    Filhakika Bâyezid'in son senelerinde sehzâdeler arasindaki vaziyetten istifade etmeyi düsünen Sah Ismail, faaliyetlerini artirmis ve daha sonra yanina kaçacak olan Sehzâde Ahmed'in, Kizilbasligi kabul eden oglu Murad'i da himayesine almisti.

    Yavuz Sultan Selim Dönemi Sefavi İlişkileri
    Yavuz'un agabeyi olan Sehzâde Ahmed'in en büyügü Murad adini tasiyan dört oglu vardi. Murad, babasinin Amasya'dan ayrilmasindan sonra bura valiligini yapti. O, Amasya ve Çorum çevresinde bulunan Kizilbaslarin tesiriyle Siîligi sevmeye ve benimsemeye basladi. Bu yüzden Siîler tekrar harekete geçtiler. Sahkulu, Antalya'dan Iç Anadolu'ya dogru ilerlerken Amasya ve çevresinde bulunan Kizilbaslar, küme küme toplanip sehirleri yakip yiktilar. Sahkulu, Bati ve Güney Anadolu'daki faaliyetleri yürütürken, Orta Anadolu'dakini de Nur Ali Halife idare ediyordu. Rumiye'li olan Nur Ali Halife, Sah Ismail tarafindan Amasya ve çevresine gönderilmisti. Nur Ali Halife, devletin çok nazik bir zamaninda, Çorum, Amasya, Yozgat ve Tokat taraflarinda bulunan Yörük, Türkmen ve Kürd alevîlerini devletin aleyhine kiskirtmak üzere görevlendirilmisti. Hele 3000 Kizilbasla Faik Bey kuvvetlerini yenip Tokat'i zapt edip Sah Ismail adina hutbe okutmasi, daha sonra, Amasya Vaisi Sehzade Ahmed tarafindan üzerine gönderilen Yular -Kisdi Sinan Pasa'yi magub etmesi, yeni bir buhranin çikmasina sebep olmustu.

    Nur Ali'nin tesvikiyle harekete geçen Kara Iskender ve Isa Halife, Çorum ile Amasya havalisinde bulunan Kizilbaslari ayaklandirdilar. Bunlardan, Sah adina asker toplayip, baslarina kirmizi tac giydirdiler. Ondan dolayi bunlara Kizilbas (Surhser) denildi. Bu iki halifenin telkinlerine kanan Sehzâde Ahmed'in oglu Murad, merasimle kirmizi taci giyerek Kizilbas olur. Murad, etrafinda bulunan halifel]]> Yavuz Sultan Selim'in Doğu Siyaseti https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-dogu-siyaseti.html Tue, 04 Dec 2018 19:39:28 +0000 Trabzon'da vali bulundugu siralarda Sah Ismail'in faalietleri sonucu memlekette meydana gelen ve Siîlige dayanan iç isyanin tehlikeli boyutlarini gören Yavuz Sultan Selim, ancak babasinin yerine geçip iç güvenligi sagladiktan sonra yüzünü do
    Bundan sonra da içeride huzursuzluga sebep olan kaynagi kurutmayi düsünür. Bu sebeple o, düsüncesini gerçeklestirebilmek için derhal harekete geçer. Yavuz Sultan Selim'in Doğu SiyasetiHer ne kadar Stanford Shaw, onun hakkinda "II. Mehmed (Fâtih)'in enerjik fetih politikasini izlemek ve dünya imparatorlugu kurmak hedefini gerçeklestirmek arzusu ile çikmisti" diyorsa da gerçekte onun hedefi imkânlari ölçüsünde Islâm birligini kurmak ve Sünnî Islâm dünyasi için tehlike olmaya devam eden Siîlige bir set çekme idi. Bu sebeple biz, onun dogu siyasetini ilk olarak Sah Ismail, baska bir ifadeyle Safevîler'le olan münasebetleri bakimindan ele alacagiz.
    ]]> Yavuz Sultan Selim Şiirleri https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-siirleri.html Wed, 05 Dec 2018 12:40:29 +0000 Yavuz Sultan Selim şiirleri, çoğunlukla Farsça olarak yazılmıştır. Farsça'yı en iyi kullanan Osmanlı Devleti'nin padişahlarından olan Yavuz, çok güzel Farsça Divan hazırlamıştır. Bunun yanında Arapça şiirler Yavuz Sultan Selim şiirleri, çoğunlukla Farsça olarak yazılmıştır. Farsça'yı en iyi kullanan Osmanlı Devleti'nin padişahlarından olan Yavuz, çok güzel Farsça Divan hazırlamıştır. Bunun yanında Arapça şiirleri de bulunmaktadır. Türkçe şiirler yazdığı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. İyi bir eğitim almış olan 1. Selim, sanatçı kişiliği ile dikkat çekmektedir. Divan edebiyatında ''Selimi' mahlasını kullanarak şiirler yazmıştır. 8 yıl süren saltanatı süresince önemli zaferlere imza atmış olan 1. Selim, dönemin şairlerine esin kaynağı olmuştur. Ortaya çıkan eserler Selimnameler adıyla yazılmıştır. Onun seferleri destansı bir dille anlatılmıştır. Saltanatı sırasında dedesi Fatih Sultan Mehmet'in izinden giderek, İstanbul'u kültür merkezi yapma gayretleri göstermiştir. Seferleri sırasında Kahire ve Tebriz'i aldığında orada bulunan sanatçıları, alimleri İstanbul'a getirmiştir.

    Döneminde Zembilli Ali Efendi, Tacizade Cafer Çelebi, İbni Kemal, Müeyyedzade Abdurrahman Çelebi bilim ve sanat hayatının dikkat çeken sanatçılarıdır. Kendi de şiire düşkün olduğundan, Anadolu'da şairlerin yetişmesinde katkısı olmuştur. 1. Selim'in divanında yazmış olduğu Farsça şiirler, Ali Nihat Tarlan tarafından Türkçe 'ye çevrilmiştir. Döneminde kendisinin Farsça şiirler yazması, Şah İsmail ve Memluk sultanı Kansu Gavri'nin daha çok Türkçe şiirler yazmış olması dikkat çekmektedir. Günümüze az sayıda ulaşmış olan, Selimi mahlasıyla yazılmış Türkçe şiirin kendisine ait olup olmadığı hakkında şüpheler bulunmaktadır. Şiirleri kendisinden sonra gelen bir çok şaire esin kaynağı olmuştur.

    Yavuz Sultan Selim Şiirleri

    Yavuz Sultan Selim şiirlerinden bir örnek

    Yavuz Sultan Selimin aşağıdaki  yazdığı şiir, soldan sağa ve yukarıdan aşağıya bölünmüş kelimelerle okunduğu zaman, anlam bütünlüğü bozulmaz. Bu olay şiir alanında ilk ve tek örnektir. 1. Selim'in bu şiiri Şah İsmail için yazdığı rivayet olunur.

    Sanma şahım/ herkesi sen,/ sadıkhane/ yar olur

    Herkesi sen/ dostum sandın,/ belki ol/ ağyar olur

    Sadıkhane/ belki ol/ alemde,/ dildar olur

    Yar olur,/ ağyar olur,/ dildar olur,/ serdar olur

    ]]>
    Yavuz Sultan Selimin Ölümü https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-olumu.html Thu, 06 Dec 2018 08:13:21 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Ölümü, kara çıban denilen ve zamanın kanseri olarak düşünülen bir rahatsızlık yüzünden hastalanarak vefat ettiği bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıktıktan sonra, hükümdarlığı çok kısa s Yavuz Sultan Selim'in Ölümü, kara çıban denilen ve zamanın kanseri olarak düşünülen bir rahatsızlık yüzünden hastalanarak vefat ettiği bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıktıktan sonra, hükümdarlığı çok kısa süre sonra son bulmuştur. Fakat tahtta kaldığı çok kısa zaman içerisinde, kendisinden sonra padişah olacak olan Sultan Süleyman'ın altın günlerini geçirecek olan Osmanlı Devleti için zeminleri yapmıştır. Mısır'a yapılan seferden sonra, Edirne'ye doğru yola çıktığı sırada, Sırtında çıkan bir çıban hükümdarın zor zamanlar geçirmesine neden olmuştur.

    Yavuz Sultan Selim'in Hastalanması


    Yavuz Sultan Selim bir anda sırtında çıkan bu çıbanın ağrısına dayanamaz ve çıbanın sıkılarak yok edilmesini ister. Bunun üzerine gittiği hamamda, çıbanın sıktırır. Başhekim olan, tedavi edilmiştir. Fakat çıbanın sıkılmasından kaynaklı olarak oluşan yara, küçülmenin aksine giderek büyümüş ve hükümdarın yorgun ve zayıf düşmesine neden olmuştur. Tedavi sırasında Çorlu'da bulunan ve tedaviden ümidini kesmesi üzerine, vezirlerini yanına çağırarak vasiyetini yazdırmıştır.

    Vefat Ettiği Halkta Gizlendi

    Şehzade Süleyman Manisa'da valisi olarak görev yapmaktaydı. Yavuz Sultan Selim, hastalığı ağırlaşınca oğlu olan Şehzade Süleyman'a haber yollar, fakat Şehzade Süleyman Çorlu'ya yetişemeden vefat etmiştir. Bu vefatı, Şehzade Süleyman'ı Çorlu'da bulunan karargaha gelene kadar halktan gizlenmiştir.

    Yavuz Sultan Selim'in Ölümü üzerine ülkede yas ilan edildi. Ve yerine geçen oğlu Şehzade Süleyman, Çorlu'ya giderek cenazeyi İstanbul'a getirdiler. 23 Eylül 1520 senesinde Fatih Sultan Mehmed camiisinden censze namazı kılınarak, Sultan Selim Turbesine defnedilmiştir.

    Arkasında Bıraktıkları:

    Yavuz Sultan Selim'in ölümünden sonra, Kanuni Sultan Süleyman hükümdar oldu ve Sultan Süleyman'ın devrini süreceği zamanı hazırlamış ve altınlarla dolu bir hazine ve çok güçlü bir ordu bırakmıştı. Bu sayede Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı Devletinin en güzel zamanını yaşadı.
    ]]>
    Yavuz Sultan Selimin Tahta Çıkışı https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-tahta-cikisi.html Fri, 07 Dec 2018 02:28:47 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Tahta Çıkışı, Babası 8.Osmanlı Padişahı olan 2. Bayezid'tir.  Annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Gülbahar Hatun olarak bilinir. Babası Amasya'da şehzade iken dünyaya gelen Selim 10 Ekim 1470 de dü Yavuz Sultan Selim'in Tahta Çıkışı, Babası 8.Osmanlı Padişahı olan 2. Bayezid'tir.  Annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Gülbahar Hatun olarak bilinir. Babası Amasya'da şehzade iken dünyaya gelen Selim 10 Ekim 1470 de dünyaya gelmiştir. Tahta çıkıp 9. Osmanlı Padişahı olduğunda devletin toprakları 2.375.000 km2 olarak kayıtlarda görünüyordu. Selim'in amacı çıktığı tahta en iyi şekilde hükmedip bu toprakları dahada büyütmekti. Selim bu amacına sekiz yıl gibi kısa bir süre oturduğu tahtta ulaşmıştı. Kılıcı keskin ama ömrü kısa olan Selim tahta çıktığı andan öldüğü ana kadar devlet topraklarını 2.5 kat büyütmüştü. Ölümünden sonra toprakların Avrupa da olan kısmı 1.702.000 km2, Asya da bulunan topraklar 1.905.000km2, Afrika da bulunan topraklar ise 2.905.000 km2 olarak tarihe geçmiştir. Tahta çıkıp padişahlık yaptığı dönemlerde Anadolu'da birliği sağlamış ve halifeliği Abbasilerden alarak Osmanlı Hanedanlığına geçirmiştir. Selim döneminde dönemin en önemli ticaret yollarından olan İpek ve Baharat Yolu'nu ele geçirerek Osmanlı Devleti doğu ticaretinde tek hakim ve kontrol eden olmuştu. 

    Selim tahta çıkmak için babası Bayezid'e darbe yapmıştı. Tahta çıkmadan önce şehzadelik yıllarında Trabzon'da vali olarak görev yapmaktaydı. O zamanlarda Kırım Hanı Mengli Gİray'ın kızı ile evli olduğu için kayınbabasından büyük bir askeri destek alarak tahta çıkmıştır. 1512 yılında babasını tahttan indirerek tahta çıkan Selim bundan tam sekiz yıl sonra aslan pençesi adı verilen bir çıban yüzünden vefat etmiştir. Vefatı sırasında 50 yaşında olan Selim'in tahta çıkarken babası tarafından söylenen bir sözün onun ölümünde etkili olduğu söylenir. Babasını tahttan indirip kendisi tahta çıktığında babası ona '' Kılıcın keskin, ömrün kısa olsun oğul '' dediği bazı rivayetlerle kulaktan kulağa yayılmıştır. Bu esnada taht için baba ile oğul arasında mücadele başlamıştır.

    Tahta çıkışında baba oğul mücadelesi

    Merkezden gelen emirlerde sancağa gitmesi emredilen Selim sancağa dönmek yerine yolda oyalanıp Şahkulu meselesinin sonucunu beklediğini geri bildiriyordu. Şahkulu ile olan savaşta Veziriazam Hadım Ali Paşa kaybetmişti. Bu vefat olduğu sıralarda diğer bir şehzade olan Ahmed asileri takip etmeyip Amasya'ya geri dönmüştü. Bu geri dönüş askerler üzerinde ters etki yaratıp Ahmed'e olan saygıyı ve askeri desteği bitirmişti. Hadım Ali Paşa'nın vefat ettiğini öğrenen Padişah Bayezid bu kara haberin üzerine birde Karaman Valisi olan oğlu Şehzade Şehenşah'ın ölüm haberini de alınca tamamen yıkılmış ve saltanattan kesin bir karar ile çekilme kararı almıştı. Bu konuyu devletin ileri gelenleri ile görüşüp şehzadelerden kimin padişah olmasına karar verecekti. Devlet büyüklerinin büyük çoğunluğu da oyunu Şehzade Ahmed'den yana kullanmıştı. Vefat eden Hadım Ali Paşanın yerine kurulan bu konseye katılan Hersekzade Ahmed Paşa bu karara ve oylara karşı çıkmıştı. Ahmed Paşa padişahın tahtına bırakmaması, Şehzade Selim'in Semendire'de kalması, Şehzade Ahmed'in ise Karaman'a vali olarak tayin edilmesinin en mantıklı seçim olduğunu savunmuştu. Bu savunmaya padişah ve Şehzade Ahmed taraftarı olan devlet büyükleri karşı çıkmış, bu olaylar neticesinde de Şehzade Ahmed'e haber gönderilmişti. Haber gönderildikten sonra padişah Rumeli Beylerini çağırmış ve onlardan Şehzade Ahmed için söz almıştı. Rumeli Beyleri gibi Selim'i destekleyen yeniçeri ocağı ise Ahmed'in tahta çıkışını engellemek için padişaha senin sağlığında başka padişah istemeyiz diye teminatlarda bulunmuşlardı. Bu olaylar sırasında Filibe'de bulunan Selim ise tüm olanı biteni adamları aracılığıyla duyup öğreniyordu. 

    Yeniçerilerin ayaklanması ve Sultan Selim'in cülusu

    Babasının verdiği ahidnameye uymadığını gören Selim, bütün askeri kuvvetlerini toplayarak 40.000 kişilik bir orduyla Çorlu'da bulunan babasına ait kuvvetlerin karşına dikildi. Ovada iki büyük ordu artık karşı karşıyaydı. 1511 yılının ağustos ayında meydana gelen bu olay son]]> Yavuz Sultan Selimin Eşleri https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-esleri.html Fri, 07 Dec 2018 02:48:58 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Eşleri arasında, Tarihe damgasını vuran Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi olan Ayşe Hafsa Sultan'da bulunmaktadır. Ayşe Hafsa Sultan tarihte Valide Sultan olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Yavuz Sultan Selim Yavuz Sultan Selim'in Eşleri arasında, Tarihe damgasını vuran Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi olan Ayşe Hafsa Sultan'da bulunmaktadır. Ayşe Hafsa Sultan tarihte Valide Sultan olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Yavuz Sultan Selim'in eşleri arasında bulunan Beyhan sultan'ın olduğu da bilinmektedir Fakat Ayşe Hafsa Sultan dışında olan Yavuz Sultan Selim'in eşleri hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Ayşe Hafsa Sultan ile Trabzon valisi olduğu sırada, Ayşe Hafsa Sultan ile evlendi. Yavuz Sultan Selim'in dört evlilik yaptığı fakat Ayşe Hafsa Sultan dışında diğer eşleri çocuk doğuramadığı için, haklarında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

    Ayşe Hafsa Sultan ( Valide Sultan )

    Osmanlı Devleti'nin en iyi dönemlerini yaşadığı sıralarda hüküm sürmüş olan, Birinci Selim'i ikinci eşi olarak bilinmektedir. Osmanlı Devleti'nin en iyi padişahları arasında olan Kanuni Sultan Süleyman'ın annesidir. Ayşe Hafsa Sultan'ın Avrupa kökenli olduğu bilinmektedir. 10 yıldan fazla bir süre Trabzon'da Saray'da yaşadılar. Yavuz Sultan Selim'in gözdesi olmaktaydı. İlk çocuğu olan Kanuni Sultan Süleyman'ı doğurduktan sonra Kırım'a geçtiler. Yavuz Sultan Selim'in hükümdar olduğu sekiz yıl boyunca sürekli at üzerinde savaş yaparak ve Osmanlı Devletinin sınırlarını genişleterek ömrü geçti. Birinci Selim'in vefatından sonra, doğurmuş olduğu Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıktıktan sonra Valide Sultan oldu. Kanuni Sultan Süleyman'ın hükümdarlığı boyunca en güzel senelerini geçirdi ve hükümdarlığının 16. yılında vefat etti. Yavuz Sultan Selim'in İstanbul'da bulunan Türbesine Defnedildi.

    Ayşe Hafsa Sultan'ın Yavuz Sultan Selim'den olan Çocukları:

    Bİrinci Süleyman
    Şehzade Musa
    Şehzade Orhan
    Şehzade Korkut
    Hatice Sultan
    Fatma Sultan

    Hatice Sultan:
    Ailesinin isteği üzerine istemeden evlendiği, İskender Paşa ile evlendi. İskender Paşa'nın vefat etmesinden sonra genç yaşta dul kaldıktan sonra bir süre evlenmedi ve ardında Pargalı İbrahim Paşaya aşık oldu ve ikinci evliliğini yaptı. Kanuni sultan Süleyman tarafından Parganlı İbrahim Paşa'nın idam edilmesinden sonra yine dul kaldı.

    Fatma Sultan:
    Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valisi iken dünyaya geldi. Eğlenmeyi çok seven ve yaptığı eğlencelerle adından söz ettirmiştir. Kara Ahmet Paşa'ya aşık olunca evlendiler. Çocuğu olmadı ve Ahmet Paşa vefatından sonra dul kalmıştır. Ardından Vezir olan İbrahim paşa ile evlendi. Fakat İbrahim Paşa'nın Kanuni tarafından idam edilmesinden sonra, tekrar dul kalarak sarayı terk etti.

    Kanuni Sultan Süleyman: Yavuz Sultan Selim'in tek oğluydu. Babası gibi ömrü at üzerinde saaşlar yaparak Osmanlı Devletinin sınırlarını genişleterek yaşadı. Hürrem Sultan ile yaşadığı aşk dillere destandır. Bu aşk, birçok kitaba konu olmuştur. Öz oğlu olan Şehzade Mustafa'yı İdam ettirdi. Ve kendisinin ölümünden sonra, oğlu ikinci Selim yerine geçti.
    ]]>
    Yavuz Sultan Selimin Yaptığı Yenilikler https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-yaptigi-yenilikler.html Fri, 07 Dec 2018 21:24:36 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Yaptığı Yenilikler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'a yaptığı sefer sonucunda kutsal topraklar Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girmiştir. 6 Temmuz 1517 yılında Kutsal Emanetler ( Emanet-i Mukaddese ) adı Yavuz Sultan Selim'in Yaptığı Yenilikler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'a yaptığı sefer sonucunda kutsal topraklar Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girmiştir. 6 Temmuz 1517 yılında Kutsal Emanetler ( Emanet-i Mukaddese ) adı verilen ve  aralarında Muhammed Peygamber'in hırkası, dişi, sancağı, ve kılıcı da bulunan bu eşyalar Hicaz'dan Yavuz Sultan Selim'e gönderilmiştir. Böylece 29 Ağustos 1516 yılında Hilafet, Abbasi soyundan Osmanlı soyuna geçmiştir. 

    Yavuz Sultan Selim'in Mısır Fethi Sonucunda;
    • Memlük toprakları alındı ve Osmanlı topraklarına katıldı.
    • Memlük hazinesi alındı ve Osmanlı Devleti'nin hazinesi altınla doldu.
    • Kutsal Emanetler İstanbul'a taşındı.
    • Halifelik Osmanlı Devleti'ne geçti.
    • Osmanlı Devleti teokratik bir devlet yapısı kazandı.
    • Venedikliler daha önce Kıbrıs'a ödedikleri 10.000 altını Osmanlı Devleti'ne ödemeye başladılar. 
    • Baharat Yolu ele geçirildi.
    Yavuz Sultan Selim'in Askeri Alanda Yaptığı Yenilikler:

    Yavuz Sultan Selim, Yeniçeri Ocağı'nın ıslahı için ihtiyarlarla ihtiyar heyeti ile anlaşarak bazı tedbirler almıştır. Alınan bu tedbirlere göre Yeniçeri Ağası saray tarafından tayin edilecektir. Yine Ocak Erkan-ı Harbiyesi de saltanat makamınca tayin edilecektir. Bu suretle, yüksek kumanda heyetini çok daha sıkı bağlarla saltanat makamına bağlamıştır. 

    Yavuz Sultan Selim'in Donanma Alanında Yaptığı Yenilikler:

    İstanbul'un fethinden itibaren esaslı bir tersane yapılmamıştır. Bizans İmparatorluğu zamanından kalma bir kadırga tersanesi ve Haliç'te küçük de olsa iki tersane bulunmaktaydı. Ancak kadırga tersanesi bakımsızlıktan kullanılmayacak durumda, Haliç'teki tersane ise ihtiyacı karşılayamayacak kadar küçüktü.

    Osmanlı Devleti'nin donanmasını geliştirmek isteyen Yavuz Sultan Selim, 1518 yılının Ağustos ayında Edirne'ye gitmeden bu doğrultuda İstanbul'da Frenklerin tersanesine eş bir tersane yapılmasını emretmiştir. Donanmanın geliştirilmesi için hazırlıklar da aynı zamanda devam etti. Her biri 700 tonluk 150 adet gemi için Arap kürekçiler getirildi. Memlukluların Kızıldeniz donanmasının komutanı olan Selman Reis İstanbul'a çağrıldı. Kısa bir zamanda İstanbul ve Gelibolu tersanelerinde 250 adet gemilik bir donanma hazırlandı. Rodos Sen Jan Şövalyelerinin reisi yapılan bu hazırlıkların Rodos'a yönelik olmasından korkarak savunma önlemlerini arttırdı. Yapılan bu donanmayı bir sefer için kullanmaya Yavuz Sultan Selim'in ömrü yetmedi.

    Yavuz Sultan Selim'in İmar Alanında Yaptığı Yenilikler:

    Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmet zamanında kullanılan Haliç Tersanesi'nin kapasitesini arttırmıştır. Konya'da bulunan Mevlevi Tekkesi'ne su getirtmiştir. Medreselerin yanında sosyal ve ticari alanda hizmet vermesi için birçok bina inşa ettirmiştir Hayatı yoğun savalar ile geçen Yavuz Sultan Selim, Diyarbakır Fatih Paşa ve Elbistan Ulu Camii inşa ettirmiştir. Ayrıca Şam Salihiye'de Muhyiddin İbn Arabi'ye camii ve imaret inşa ettirmiş ve yinne Muhyiddin İbn Arabi'nin türbesini de bularak yaptırmıştır. I. Selim1516 yılında Şam'a Şam Sultan Selim Camii'sini yaptırmıştır. Ayrıca Mısır Seferi sırasında Hind ve Çin haritalarını da yaptıran Selim'e Piri Reis tarafından 1513 yılında tamamlanan harita, 1517 yılında Mısır'da Piri Reis'in kendisi taradından sunulmuştur. Yavuz Sultan Selim temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu tarafından tamamlanmıştır. Yavuz Sultan Selim yaptırdıklarına ek olarak 1514 yılında İstanbul'da Yavuz Sultan Selim Cüzzamhanesini de yaptırmıştır. 
    ]]>
    Yavuz Sultan Selimin Fetihleri https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-fetihleri.html Sat, 08 Dec 2018 04:39:24 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Fetihleri sayesinde, Osmanlı topraklarını genişleterek daha da zengin olmasını sağlamıştır. Hüküm sürdüğü 8 yıl boyunca, Vatani için at üzerinde geçirmiştir. Osmanlı Devletinin en iyi yıllarını Yavuz Sultan Selim'in Fetihleri sayesinde, Osmanlı topraklarını genişleterek daha da zengin olmasını sağlamıştır. Hüküm sürdüğü 8 yıl boyunca, Vatani için at üzerinde geçirmiştir. Osmanlı Devletinin en iyi yıllarını yaşamış olup, Kendisinden sonra yerine geçen, Kanuni Sultan Süleyman'a bıraktığı devleti en iyi şekilde yönetmiştir. Osmanlı Devletinin sınırlarını 5.200.000 kilometre kareye çıkarmıştır.

    Ridaniye Savaşı:
    Yavuz Sultan Selim, Hükümdar olduktan sonra Halep'e girerek oldukça kolay bir şekilde Halep'i Osmanlı Topraklarına katmıştır. Halep'in yanı sıra, Humus, Hama, Şam ve Eylül'de çok kolayca Osmanlı topraklarına girmiştir. 1516 yılında Kudus'e kadar gitmiştir. Çok kısa bir süre içerisinde Gazze'yi de almışlardır. Memlük Devletinin başında olan Tumanbay, Osmanlı Devleti'nin galibiyetini hazmedemez ve Yavuz Sultan Selim tarafından gönderilen barış elcişini idam ettirir. Tumanbay, Venediklilerden aldığı güç sayesinde, Rüdaniye üzerinde büyük bir orfu kurdu. Yavuz Sultan Selim Osmanlı ordusu ile birlikte Sine Çölünü çok kısa süre içerisinde geçerek, Ridaniye'de Memlük Ordusu ile karşı karşıya kalmıştır. Tumanbay, yaptığı bütün hazırlıklara rağmen, Osmanlı ordusu karşısında güçsüz kalarak, savaşı kaybetmiştir. Yavuz Sultan Selim, Tumanbay'ın cenazesinde bulunarak, kendi omuzunda taşımıştır. Ve böylece Kahire'yi de topraklara kattılar.  Bu savaş sonucunda, Mısır ve Filistin Osmanlı topraklarına girmiş oldu.

    Mercidabık Savaşı:

    Osmalı Devleti ve Memlüklüler arasında var olan savaş Fatih Sultan Mehmed zamanına dayanmaktadır. Bu savaş Yavuz Sultan Selim ile Memlüklüler arasında yapılan ik savaş olmaktadır. Halep şehrinin kuzeyinde yapılan bu savaşı Osmanlı Devleti kazanmıştır. Yapılan bu savaşı kazanan Osmanlı Devleti, Lübnan ve Suriye'yi topraklarına kazandırmıştır.

    Çaldıran Savaşı:
    1514 senesinde İran'ın bir şehri olan Maku şehri civarlarında olmuş olan bir savaştır. Bu savaş Osmanlı Ordusunun zaferi ile sonuçlanmıştır. Yavuz Sultan Selim tüm İslam devletlerinin tek bir devlet olmaısını istemekteydi. Bu savaş sonucunda Erzincan ve Bayburt Osmanlı topraklarına kazandırıldı.

    Adana, Gaziantep, Hatay, Diyarbakır, Siirt, Muş, Urfa, Bingöl, Bitlis ve Tunceli gibi Doğuda bulunan önemli şehirleri de kendi topraklarına kattı.

    ]]>
    Yavuz Sultan Selimin Hayatı https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selimin-hayati.html Sat, 08 Dec 2018 11:36:22 +0000 Yavuz Sultan Selim'in Hayatı;  Osmanlı padişahlarının dokuzuncusu, İslam halifelerinin yetmiş beşincisi, ikinci Beyazıt'ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman'ın babasıdır. Annesi Dul Kadir oğulları Beyliğinden Gülbahar Hatun, eş Yavuz Sultan Selim'in Hayatı;  Osmanlı padişahlarının dokuzuncusu, İslam halifelerinin yetmiş beşincisi, ikinci Beyazıt'ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman'ın babasıdır. Annesi Dul Kadir oğulları Beyliğinden Gülbahar Hatun, eşinin adı Ayşe Hafsa Sultan'dır. Kısa bir padişahlık yapmasına rağmen 8 yıl gibi bir zamanda imparatorluğun sınırlarını iki katına çıkarmıştır.

    Babası Beyazıt Amasya Valisi iken 1470 yılında Amasya'da doğan Selim,dedesi Fatih Sultan Mehmet tarafından yetiştirildi. Küçük yaşlardan itibaren devlet adabını, kılıç kullanmayı, ata binmeyi, ok atmayı bizzat dedesi tarafından öğretildi. Bu sebeple üstün yetenekleri olan, bir insan olarak büyüdü. Dedesinin sağlığında, Trabzon'a vali olarak atandı. Babası padişah olduktan sonra ordunun başında birçok sefere çıkarak büyük başarılara imza attı. Babası pek etkili bir padişah olmadığı için babasını tahttan indirerek kendi geçti. Tahta çıktığında ilk hedefi Hint yollarını ele geçirmek ve bu yolları elinde tutan Şah İsmail'i devirmekti. Gözünü budaktan esirgemeyen Yavuz  oğlu Süleyman'ı hanedanın başında vekil bırakarak ordunun başında sefere çıktı Şah İsmail'in ordusu ile Çaldıran ovasında büyük bir cenge girip savaşı kazandı. Şah İsmail savaş alanından kaçınca,yıllarca babasının başına dert olan Şah İsmail'i alt ederek büyük bir sorunu ortadan kaldırmış oldu. Ardından 1516 yılında Mısır seferine çıktı. 1517 yılında Abbasilerin elinden halifeliği ve kutsal emanetleri alarak İstanbul' getirdi. Bunun sonucunda Osmanlı dine bağlayıcılık adına büyük bir güç kazanmış oldu. İlk halife olarak Türk tarihine adını yazdırdı.Kısa zamanda büyük başarılara imza atan ve Geniş omuzlu, heybetli ve kudretli bir padişah olan Selim,sert mizacı, yiğit kişiliği sayesinde "Yavuz" ismini aldı. Aynı zamanda İslama ve ilme çok önem verirdi. Özellikle Arapça ve Farsça'yı ana dili gibi konuşup yazabiliyordu. Halifeliğinin üçüncü yılında, daha 49 yaşında iken batı seferi sırasında Şarbon hastalığına bağlı "aslan pençesi" isimli bir hastalıktan vefat etti. 
    Yavuz Sultan Selimin Hayatı
    Yapmış olduğu savaşlar:
    • Çaldıran Savaşı:1514 yılında Şah İsmail'in ordusuna karşı kazandığı zaferdir.
    • Mercidabık savaşı: 1516 yılında Memlüklüler ile yapılmış bir savaştır. Yavuz'un büyük topları karşısında dayanamayan Memlük ordusu bozguna uğramış, Memlük  Sultanı Kansu Gavri attan düşerek ölmüş ve Osmanlının toprakları biraz daha genişlemiştir.
    •  Ridaniye Savaşı: Mercidabık savaşından sonra Memlüklülerin başına geçen Tumanbay vergi ödemeyince, Yavuz ikinci defa saldırı düzenlemiş ve Ridaniye'de Tumanbay'ı öldürmüştür. 
    Padişahlığı döneminde küçük bir kaç ayaklanma olmuş hemen bastırılmıştır. Kısa bir padişahlık yapmış olsa kendinden sonra tahta geçen oğlu Muhteşem Süleyman'a büyük bir hazine bırakmıştır. Askeri alanda büyük yeniliklere imza atmış, donanmanın büyümesini ve yeni tersaneler yapılmasını sağlamış, başta Haliç Tersanesi olmak üzere bir çok cami, medrese ve tekke yaptırmış, fakat adına yapılan Sultan Selim Camisini bitiremeden vefat etmiştir. Arapça, Farsça ve Osmanlıca bir çok şiir yazmış olan Yavuz Sultan Selim'in eserleri Selim name adlı bir kitapta toplanmıştır. G ünümüzde Aleviler tarafından pek sevilmez. İddiaya göre hükümdarlığı döneminde kızıl baş katliamı yaptığı söylenmektedir. Ama bütün bu söylemler bir rivayetten ibaret olup ispat edilememiştir. 500 çadırlık bir beyliğin üç kıtaya hükmeden imparatorluğa dönüşmesinde etkin rol oynayan ve halifeliği Osmanlıya kazandıran bir İmparatordur Yavuz Sultan Selim. 
    ]]>
    Yavuz Sultan Selim Dönemi https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim-donemi.html Sun, 09 Dec 2018 01:30:53 +0000 Yavuz Sultan Selim dönemi, 8 yıllık bir sürede Osmanlı toprakları iki buçuk kat daha büyümüştür. 1. Selim, Mekke ve Medine'nin Hizmetkarı ve Yavuz olarak anılan 1. Selim 10 Ekim 1470 tarihinde doğmuş olan 88. İsla Yavuz Sultan Selim dönemi, 8 yıllık bir sürede Osmanlı toprakları iki buçuk kat daha büyümüştür. 1. Selim, Mekke ve Medine'nin Hizmetkarı ve Yavuz olarak anılan 1. Selim 10 Ekim 1470 tarihinde doğmuş olan 88. İslam Halifesi ve 9. Osmanlı padişahıdır. Annesi Gülbahar Hatun, babası ise 2. Beyazıt'tır.  Padişahlığında ülke toprakları büyümüş, Anadolu'da birlik kurulmuş ve halifelik Abbasilerden Osmanlı Devletine geçmiştir. Osmanlılar İpek Yolunu ve Baharat Yolunu ele geçirerek, doğudaki ticaret yollarını kontrolü altına almışlardır. Tahta babasına yaptığı darbeyle geçen 1. Selim, şehzadeliğinde Trabzon'da görev almış. Tahta çıkması için kızını aldığı Kırım Hanı Mengli Giray'ın askeri desteğini almıştır. Mizacının sertliğinden Yavuz olarak anılan 1. Selim,  29 yıl Trabzon valiliği yapmıştır.

    Yavuz Sultan Selim saltanat dönemi

    İran seferi Çaldıran savaşı: 2. Selim saltanata geldiğinde ülke sıkıntılı bir dönemden geçiyordu. Doğuda bulunan Safevi Devletinin ortadan kalkması, Anadolu'daki Osmanlı egemenliğini kuracak ve doğudaki tehditlere karşı ülke güçlenecekti. Yavuz'un amacı İslam devletlerini tek çatı altında toplamaktı. Bu yüzden Safevilere karşı savaşmak için hazırlıklara başladı. 1514 yılında İran seferine çıktı. Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşe geçti. Zor bir sefer olmasına karşın Safeviler ve Osmanlı ordusu 23 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran'da karşı karşıya geldi. Osmanlı ordusunun zaferiyle biten savaştan, Özbeklerde yarar sağlamıştı. Bu yüzden Özbekler ve Osmanlılar müttefik olmuşladır. Savaş sonunda itibarını kaybeden Şah İsmail sayesinde Doğu Anadolu'da ki tehlikeler Osmanlılar için bitmişti. Erzincan ve Bayburt Osmanlılara geçmişti. Şartlar uygun olmadığı için bu seferde İran'ın tamamını alamayan Yavuz, Amasya'ya döndü. Bu sırada yeniçeri ayaklanması çıkartan sadrazam Dukakinoğlu Ahmet Paşa'yı idam ettirmiştir. Askerdeki karışıklıktan ötürü yeniden İran seferine çıkmayarak, güney ve doğuda bazı yerleri almaya karar verdi. 

    Doğu ve Güneyde yapılan fetihler

    Kemah kalesini ele geçirerek, Safevi ve Mısır Memluklerine yardım eden Dulkadiroğulları Beyliğine karşı bir sefer düzenlemiş ve 12 Haziran 1515 yılında Turnadağ zaferini kazanmıştır. Böylece Dulkadiroğullarının toprakları Osmanlılara geçmişti. Diyarbakır'ı sulh ile almış, Mardin'i ülke sınırlarına katmıştır. Palu, Hasankeyf, İtak, Urmiye, İmadiye, Siirt, Bitlis, Eğil, Hizran, Cizre ve Meyyafarikin'de Osmanlı egemenliğine girmiştir. Osmanlılarla yakınlaşmış olan Ramazanoğulları Beyliğinin başındaki Mahmut Bey, Memluklular tarafından azledilmiş ve 2. Selim'in tabiiyetine geçmiştir. Böylece Anadolu'daki birlikte sağlanmıştır.

    Mısır Seferi

    Mercidabık savaşı: Memluk ve Safevilerin ittifak yapmasına sebep olan İran seferi sonrasında, Dulkadiroğlu beyliğine son verilmesi gerginliğin artmasına sebep olmuştur. Osmanlı ordusunun Suriye'ye geçmesine izin vermeyen Memluklular sebebiyle 2. Selim 5 Haziran 1516 tarihinde Mısır seferine çıkmıştır. 27 Temmuz'da Mısır sınırına gelen ordu, Besni ve Antep kalelerini almıştır. 24 Ağustos 1516 tarihinde Mercidabık'ta karşılaşan Memluk ve Osmanlılar arasındaki savaştan, Osmanlılar galip ayrılmıştır. Bu seferle Osmanlı toprakları daha da genişlemiştir.

    Ridaniye savaşı: 28 Ağustos 1516 tarihinde Halep'i alan, Humus, Şam ve Hama'yı ele geçiren ordu, Lübnan emirlerini de himayesine almıştır. 21 Aralık 1516 tarihinde Han Yunus Savaşında Gazali'nin yenilmesiyle Filistin'in alınması da kolaylaşmıştı. 30 Aralık 1516 tarihinde Kudüs'e girerek, kutsal yerleri de ziyaret eden Yavuz, 2 Ocak 1517 tarihinde Gazze'ye girmiştir. Memluk devletinin başında olan Tomanbay'ın Osmanlı elçisini öldürmesiyle Ridaniye'de iki ordu karşılaşmıştır. 22 Ocak 1517 tarihinde zaferle ayrılan Osmanlılar, 24 Ocak 1517 tarihinde de Kahire'yi almışlardır. 4 Şubat 1517 tarihinde şehre giren Yavuz, Abbasi halifeliğini sona erdirmiştir. Yusuf Nebi Tahtına oturan 2.Selim, 13 Nisan 1517 tarihinde Meml]]> Yavuz Sultan Selim https://www.yavuzsultanselim.gen.tr/yavuz-sultan-selim.html Sun, 09 Dec 2018 14:19:01 +0000 Yavuz Sultan Selim KimdirSultan Selim; orta boylu beyaz tenli, keskin bakışlı bir şehzade idi. Hem sehzadelik hemde padişahlık döneminde bir karara varmadan önce mutlaka vekillerine danışır kendi kafasınd Yavuz Sultan Selim Kimdir


    Sultan Selim; orta boylu beyaz tenli, keskin bakışlı bir şehzade idi. Hem sehzadelik hemde padişahlık döneminde bir karara varmadan önce mutlaka vekillerine danışır kendi kafasında tartıkdan sonra karara bağlardı ve kararını verdikden sonra kesinlikle bu kararından vazgeçmezdi.

    Babasını tahdan indirmesinde süpesiz en büyük destekcisi yeniçerilerdi. Sultan Selim yeniçerililere sırtını dayadıkdan sonra zaten padişah olmasıda zor olmadı. Ama yeniçerililerde zaten Sultan Selime güvenmekde haksız değillerdi. Çünkü Sultan Selim güçlü, kuvvetli ve enerjik bir padişahdı. Usta bir avcı ve savaş teknikleri çok iyidi. Bir çok seferde başarı kazanmasıda nedenli bir savaşcı ve otoriter olduğunu göstermektedir.

    Sehzadelik yıllarında dönemin en iyi hocalarından eğitim aldı. Arapça ve Farscası çok iyidi. Farsca yazılmış şiirleride bulunmaktadır.


    Yavuz sultan selim, babası II.Beyazıt'ın doğudaki safebi tehlikesine karşı önlem almamasından dolayı yeniçeri ve vezirlerinde yardımı ile babasını tahtan indirip padişah olmuştur. Bu olay yeniçerililerin taht üzerindeki etkisini göstermektedir.Yavuz Sultan Selim yani I.Selim daha sonra kardeşlerini ilerde taht üzerinde bir hak talep etmemeleri içinde Fatih kanunamesini uygulamış ve tahtı garanti altına almıştır

    Yavuz Sultan Selim

    Ortaboylu, toparlak ve kirmiziya çalan beyaz yüzlü, çatik kasli, beyaz disli, omuzlari ile gögüs arasi açik, sakalsiz, pala biyikli, sert bakisli, cesur, gayretli, çok mahir bir avci, harp sanatinda emsalsiz bir komutan olarak bildirdikleri Yavuz Sultan Selim, âlim ve edipleri seven, Sark dillerinden Arapça ve bilhassa Farsça'ya tam manasi ile vâkif bir hükümdar idi. Kendi el yazisi ile olan Farsça manzumeleri, Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi'nde bulunmaktadirlar. Yavuz Sultan Selim, hem Farsça hem de Türkçe siir söyleyebiliyordu. Farsça olan Divân'i l306 yilinda Istanbul'da basilmis olup, l904 tarihinde de Alman Imparatoru Wilhelm II.'nin emri ile Paul Horn tarafindan Berlin'de yeniden nesredilmistir. Trabzon'daki valiliginden itibaren meclisinde sairleri bulundurmayi aliskanlik haline getirmisti. Câfer Çelebi, Ahi ve Revânî, onun meclisinin müdavimleri idiler. Siyer ve Tarih ilminde epey mütalaasi oldugundan bu konuda mahir bir sahsiyet olarak kendisinden söz edilmektedir. Bos zamanlarini âlim ve ediplerin meclislerinde geçirmekten hoslanirdi. Ilmi sever ve ülemaya hürmet ederdi. Tarih, felsefe ve tasavvuf sahalarinda genis bir bilgisi vardi. Özellike edebî bir lisanla ve pek muglak olan "Tarih-i Vassaf"i çokça mütalaa ederdi ki bu, onun ilimdeki yüksek vukufunu göstermektedir. Hazarda olsun seferde olsun, vakit buldukça ilmî mütalaalar ile mesgul olurdu. Nitekim, Misir'dan Istanbul'a gelinceye kadar Ibn Tagriberdî'nin "en-Nücûmu'z-Zâhire" adli eserini Ibn Kemâl'e tercüme ettirerek menzillerde parça parça kendisine takdim edilen tercümeleri okurdu. Yine o, Misir'daki ikameti esnasinda, Hind ve Çin haritalarini yaptirmisti. O, sair, mutasavvif ve filozof bir hükümdardi.Uzunçarsili'nin degerlendirmesiyle o, Osmanli hükümdarlari arasinda ilim itibariyle en yüksegi idi. Sam'in Sâlihiyye semtinde câmi ve imâret insa ettiren Yavuz Sultan Selim, oradaki Muhyiddin Arabî'nin türbesini de bulup yaptirdi. Böylece o, ( ) Sam'daki bu tesisler ile Konya'da Mevlevî Tekkesi'ne getirdigi sudan baska bir hayir yapamamisti. Zira benzer hayir isleri için fazla zaman bulamamisti. Hatta Istanbul'daki kendi câmiinin bile temellerini attirmis fakat ikmâline imkân bulamamisti. Osmanli Devleti'nin 9. hükümdari olan Yavuz Sultan Selim, Müslüman - Türk âleminin ilk halifesi olarak dünyada ilk defa "Hâdimu'l-Haremeyn es-Serifeyn" ünvanini almisti. Babasi II. Bâyezid, annesi Dulkadiroglu Alaüddevle'nin kizi Ayse Hatun'dur. Babasinin sancak beyi olarak bulundugu Amasya'da dünyaya gelen sehzâdenin dogum tarihi hakkinda verilen kayitlar, hicrî 87l, 872 ve 875 (m.]]>