Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi

Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi

Takib ettigi siyaset yüzünden iki devlet arasinda devam eden iyi münasebetlerin bozulmasina sebep olan Aalüddevle Bozkrt Bey'in, Selim tarafindan bertaraf edilip Dulkadir Beyligi'nin Sehsüvaroglu Ali Bey'e verilmesi, Memlûk Sultanligi'nda bir endiseye sebep olmustu. Bu yüzden, Selim'in Suriye islerine karismasindan çekinen Memlûklular, Iran savaslarini dikkatle takib ediyor, ayri mezhebten olmalarina ragmen, Sah Ismail'in sahsinda yeni bir müttefik buluyorlar idi. Öte yandan, Sah Ismail de Memlûk Devleti'ne müracaat etmis, Iran'dan sonra Suriye'nin de Selim tarafindan isitila edilecegine dikkati çekmisti. Iste bunun üzerine, Kansu Gavri, Sünnî ülemanin karsi koymasina ragmen, ittifak için adamlarindan birini Sah Ismail'e yollamis ve Osmanlilarin yeniden Iran üzerine yürümelerini önlemistir.

Iran ile Memlûk Devleti'nin, Osmanlilara karsi, müsterek hareketine mani olmak için tedbirler alinmasi gerekiyordu. Güneydogu'da fethedilen yerlerin elde tutulabilmesi için, Memlûk Devleti'ne bir darbenin indirilmesi gerekiyordu. Misirlilar, Osmanlilara böyle bir firsati vermekte gecikmediler. Öbür taraftan, Ortadogu "Ehl-i Sünnet" efkâr-i umumiyesi, Siâ belasina büyük bir darbe indirip, bunun ilerlemesini durduran ve asirlarca Hiristiyan dünyasinin müsterek ve güçlü kuvvetlerine karsi koyan Osmanlilar'i, Islâm riyâsetinde görmek istiyordu. Yavuz için bu, gerçeklestirilmesi zarurî bir vazife idi. Islâm riyâsetinin baslica imtiyazi olan "Hilâfet" ve "Haremeyn"e sâhip olmanin, artik Osmanli Hânedani'nin hakki oldugu düsünülüyordu. Islâm dünyasindaki "ehl-i hall ve'l-akd"in kanaatinin de böyle oldugu anlasiliyor. Zira, dogu denizlerinde dolasmaya baslayan Portekizlilerden büyük zararlar görmüs olan Memlûk Devleti, onlara karsi koyacak gücü kendinde bulamiyordu. Portekiz, l502 yilinda Hindistan'a yerleserek Hindistan ile Avrupa arasindaki bütün ticaretin kendi denetiminde olan Güney Afrika'dan dolasan deniz yolundan yapilmasini istiyordu. l507'de Aden Körfezi'nde Sokotra, l508'de de Hürmüz'ün ele geçirilmesiyle bu abluka, daha siki bir sekilde uygulanir olmustu. Böylece Memlûk ekonomisi ile devlet hazinesinde sürekli bir bunalim meydana getirmislerdi. Bu arada Sah Ismail, henüz yeni eristigi Iran körfezinin, Avrupalilarin tekeline geçmesini istemiyorsa da, Osmanlilara karsi kendisine destek olmalari karsiliginda Portekiz gemilerine yardimda bulunmaya hazirdi. Gerçekten, Dogu Akdeniz'e tam hâkimiyetin temini, Hiristiyan dünyasinin müsterek hareketine karsi Islâm âlemine yaslanma lüzumu ve Anadolu emniyetinin sürekli olabilmesi için objektif noktadan bir zaruret olarak görünen Misir seferine karar verilir.

Esâsen Misir Sultani Kansu Gavri, Dülkadir Devleti'nin ortadan kalkmasiyle "Sâhib-i Haremeyn" olarak hutbenin kendi adina okunmakta devam etmesini Sultan Selim'den istemisti. Bu teklif üzerine Pâdisah "Koca Çerkes er ise hutbesini Misir'da okutmaya devam etsün" diyerek Misir'in gelecegi hakkindaki düsünce ve niyetini açikça belli etmisti.

Hükümdara göre, bir vakitler Avrupa'ya siçrayarak muhtesem bir Müslüman - Arap medeniyeti kuran, bir taraftan da Irak, Acem, Hind ve Çin diyarlarina kadar kol atip buyruk yürüten o büyük Islâm devletinden sonra "Sâhib-i Haremeyn" ünvanina sahip olmak, fikir ve medeniyet planinda yerinde sayan su Memlûk Sultanligi'na nasil birakilirdi?

Bu düsünce ve anlayisla, bir zamanlar Islâm dini ve prensipleri adina giristigi cihadlar ile yeryüzüne baris, adalet, fazilet ve insanlik dagita dagita ögretici ve kurtarici olarak kitadan kitaya geçerken, âdil ve her kesimi memnun eden sosyal bir ahenkle beraber, gittigi yerlere tek Allah fikrinin huzurunu da tasiyarak bir yeni dünya nizaminin müjdelerini vermisti.

Iste Yavuz da, dedesi Fâtih gibi, Müslüman - Türk âlemine karsi kendini ayni borcun altina girmis, aktif bir eleman olarak görüyordu. Bu ruhla, Islâm âlemini içine düstügü karanliktan kurtarmak için onu tek bayrak altina almanin lüzumuna inaniyordu. Bu planin, mühim bir safhasi olarak da Misir seferi artik bir zaruret haline gelmis demekti. Fakat bu planin açikça bilinmeyip tahmin edilen tamamlayici çizgileri Hindistan'a ve daha kim bilir nerelere kadar variyordu.

Gerek Haliç tersanesinin genisletilmesi, gerekse seyahat maksadiyle Iran ve Arabistan'a gitmenin yasaklanmasi, Memlûk Sultani Gavri'nin telaslanmasina ve Yavuz Sultan Selim'e bir mektup göndermesine sebep olmustu. Yavuz'un Misir üzerine hareketinden dört ay kadar önce yazilmis olan bu mektupta Gavri, Pâdisah'a karsi oksayici bir uslûpla hitab ederek "Oglum Hazretleri" ifadesini kullaniyordu. Bu mektubunda Gavri, tacirler hakkinda Osmanlilarca uygulanan hükümlerden sikâyet ettikten sonra ayrica denizden ve karadan Misir üzerine gelinmek istendigini haber aldigini bildiriyor, ikisinin de Müslüman padisahlar olduklarini, hükümleri altinda bulunan insanlarin da mü'min ve muvvahidler oldugunu belirtiyordu. Bu mektuptan ve daha sonra Osmanlilar tarafindan gönderilen mektuplardan anlasilacagi üzere, herhalde her iki taraf ta, gerçek niyetlerini saklamak suretiyle birbirlerini kollama gayreti içindedirler.

Evail-i Muharrem 922 (Subat l5l6) tarihini tasiyan ve Edirne'den gönderilen mektupta Yavuz Sultan Selim, yegane gâyesinin "müfsid ve mülhid-i bî - dinin âsâr-i küfr ve dalaleti bi'l-külliye âlemden mahv eylemek niyetine diyar-isarka müteveccih olicak âdet-i sâlife muktezasinca " babasinin da yaptigi gibi kendilerinin hayir dualarini beklediklerini, kendilerine durumu bildirmek ve sadece müfsid-i bî-din üzerine gitmek istediklerini, böylece din düsmanlarini ortadan kaldirmayi hedeflediklerini, bunu yapmanin da ser'-i serif geregi oldugunu bildirdikten sonra kendileri ile bir proplemleri bulunmadigini, insa ettirdigi gemilere gelince, kendilerinin de bildigi gibi denizcilik bakimindan kâfirlere karsi cihad etmek ve onlara gâlip gelmek için bunun gerekli oldugunu bildirir. Mektubun dili ile bu konuda söyle diyordu: " Malumunuzdur ki, cânib-i bahrde (denizcilik bakimindan) cenâb-i âlimizin küffâr-i haksâre daima gazâ ve cihadi eksik olmayup hifz-i derya (denizleri korumak) için merâkibimiz cemi-i zamanda müheyyadir ki, (gemilerimiz devamli olarak hazirdirlar) bu halette muhabbete münafi bir va'd olunmamistir." Bütün bunlara ragmen din düsmani olan Safevî hükümdarini ortadan kaldirmak için kendisi onun tarafini tutar ve bu konuda onu desteklerse o zaman, Allah'in muradi ne ise o sekilde olacagini bildirmisti. Gayesinin, Misir'i zapt edip ilhak etmek olmadigini Kansu Gavri'ye bildiren Yavuz Sultan Selim, uzunca mektubunda bu konuda söyle der: "Selâtin-i Islâmiyeden hiç birinin kendüye veya memleketine tama' veya gezend (zarar) eristirmek kat'a hatira hutûr etmemistir (hiç birinin hatirina gelmemistir), dahi etmez de. Madem ki emr-i ser'-i serif icâb etmeye. Hususan, sizlerle meveddet-i sabika-i mevrusî ki derece-i übüvvet ve bünüvvete yetisüb (eskiden beri, aramizda baba ve evlad sevgisine benzer bir sevgi varken), Haremeyn-i Mükerremeyn hürmeti dahi mer'î iken makam-i âlimizden simdiye degin beyne'l-cânibeyn (iki taraf arasinda) tekdire bais bir kaziyye ve adavet (düsmanlik) ve tama-i memleketten mebni bir vaz' sâdir olmamistir."

Islâm dünyasinin bu iki büyük devleti, birbirlerinden emin olmadiklari için gerçek maksatlarini gizliyor ve fakat hazirliklarini da yapmaktan geri kalmiyorlardi. Bu sebepledir ki Selim, yeniden Sah Ismail üzerine yürümeden evvel, Osmanli ordusunun arkasina düsmeleri ihtimali bulunan Memlûklulari bertaraf etmek üzere hazirliklara baslar. Esasen, bu siralarda Kansu Gavri de Selim'i tehdid etmek maksadiyle Haleb'e gelmisti. Yaninda da Sehzâde Ahmed'in, kendisine iltica eden ve orada iyi muamele gören oglu Kasim Çelebi'yi getirerek onu, Osmanli tahtinin yegâne vârisi olarak ilan etmisti. Kansu Gavri'nin bu son hareketi üzerine Memlûk Sultanligi tebeasini teskil eden "Ehl-i Sünnet"e mensûb Sünnîleri elde etmek üzere tesebbüse geçen Selim, Memlûk emirlerinden birçogunu kendi tarafina çekmeye muvaffak olur. Genellikle Osmanlilar gibi Hanefî Mezhebi'ne mensûb bulunan Antep, Haleb ve Sam valileri, Selim'in dâvetine kosmakta gecikmezler. Böylece Hanefî ve Safiî halkin destegini saglayan Selim, kisi Edirne'de geçirdikten sonra l5l6 senesi Ilkbahari'nda, Veziriazam Sinan Pasa'yi 40.000 kisilik bir kuvvetle Maras üzerinden Firat taraflarina sevkeder. Seferin, Iran üzerine oldugunu ilan eden Sinan Pasa, Diyarbekir'e gitmeye memur oldugunu hududdaki Memlûk nâiblerine bildirmis ve Firat'i geçmek üzere onlardan müsaade istemisti. Selim'in hareketlerini dikkatle takib eden Kansu Gavri, Veziriazam Sinan Pasa'nin Firat'i geçmek için müsaade istemesi, Dulkadir Beyligi'nin Osmanli idaresine geçmis olmasi, Selim'in büyük bir harp için hazirliklarinin bulundugunu ögrenmis olmasi gibi sebeplerden dolayi, yaninda, Sehzâde Ahmed'in oglu da oldugu halde, Maras'i geri almak ve Sah Ismail'e yardimda bulunmak için l8 Mayis'ta 50.000 kisilik bir ordu ile Sam'a oradan da Haleb'e gelmisti. Bu gelisini de, memleketi teftis etme bahanesine baglamisti. Kansu Gavri, Sam'a gelirken yerine kardesinin oglu Tomanbay'i "Nâibu'l- gayb"i olarak birakmisti. Lütfi Pasa'nin ifadesine göre, Kansu Gavri'nin Haleb'e, güya memleket teftisi bahanesiyle gelmesi üzerine Selim, kendisine haber göndererk " Git Misir'da otur, babam yerindesin, beni hayir duadan unutma. Ben, Sah Ismail üzerine gidiyorum" deyince, Kansu Gavri "Memleketimdir, gitmem" diyecektir. Bunun üzerine Sultan Selim " Senin arzun böyle olunca, açiktan düsmanlik yapiyorsun, Sah Ismail ortalikta yok, senin Haleb'de oturman benim askerim ve vilayetim için hayirli degildir. Senin düsmanligini göz görüp dururken ben, görünmeyen düsmana varip seni arkamda birakamam" diyen Sultan Selim, Malatya'dan Haleb'e dogru yürümeye baslar.

Selim, Kansu Gavri'nin Haleb'e gelis haberini alir almaz Rumeli Kadiaskeri Zeyrekzâde Rükneddin ile ümerâdan Karaca Ahmed Pasa'dan mütesekkil bir elçilik heyeti gönderir. Bu heyet önce iyi bir kabul görmez ise de, sonra Sah Ismail'e karsi olan gerginlikte, arabulucu bir rol oynayabilecekleri teklifi ve Yavuz'un harekete geçmesi üzerine geri döner. Böyle bir davranisa karsilik Selim, askerin Kayseri'de toplanmasini emrederek l5l6 Haziran'inda Üsküdar'a geçmis, oglu Süleyman'i Edirne'de, Pirî Pasa'yi Istanbul'da ve Zeyrekzâde'yi de Bursa'da muhafiz olarak biraktiktan sonra, yeniden teskil olunan Osmanli donanmasini da Suriye sahillerine göndermisti.

Elçilerine yapilan hakarete tahammül edemeyen Selim, bu hakareti, iki devlet arasinda bir harb sebebi sayar. Misir Sultaninin, 50.000 kisilik büyük bir orduyla ve yaninda Abbasî Halifesi III. Mütevekkil Alallah oldugu halde Haleb'e gelip mevki almasi, Osmanlilara aradiklari firsati vermis olur. Dönemin Osmanli Seyhülislâmi Zenbilli Ali Cemalî Efendi, Islâm ve seriat düsmanlarina yardim eden Memlûk ümerasi üzerine harb için fetva vermisti. Pâdisah, Aksehir, Konya, Kayseri yoluyla Elbistan ovasina gelip Vezir-i a'zam Hadim Sinan Pasa kuvvetlerine iltihak eder. Böylece savas kaçinilmaz bir hal almis oluyordu. Bu sebeple, Evâsit-i Receb (Receb ortalari) 922 (l0 Agustos l5l6) tarihli bir mektupla Kansu Gavri'yi, gerek Sah Ismail'i desteklemek, gerekse elçilerine yaptigi hakaretten dolayi savasa davet edip: "Benim, azimet-i âlim, ihyay-i seriat-i garra içün diyar-i sarka münsarif kilinmisken senin, ol mülhid-i bî-din ve müfsid-i bed âyine takviyet kastina bazi evza-i nâ - sâyesten zâhir olup sen onlardan esedd oldugun haysiyetten teveccüh-i hümâyûnum senin üzerine mün'atif kilinup..." diyerek, nerede ve nasil isterse kendisi ile karsilasmaya hazir oldugunu bildirir. Bu sirada Mogolbay nâmiyle Misir Sultani'ndan gelen ve pürsilah huzura giren elçiye sinirlenen Yavuz, "Bana, gönderecek, ulemâdan bir zât yokmuydu?" diyerek Memlûk elçisini tahkir ile gönderdikten sonra Ayintab (Gaziantep) istikametine dogru yol alir. Bu hareket esnasinda yol üzerinde bulunan sehir ve kasabalar ile Malatya'yi zapt eder. Ayintab'a geldikten sonra burada, Haleb'e kadar Osmanli ordusuna rehberlik edecegini va'd eden sehrin valisi Yunus Bey'in ilticasini kabul eder. Osmanli kuvvetleri kendilerine iltihak edenlerle birlikte, Haleb'e bagli bazi sehirleri de alirlar. Bazi arsiv belgelerinden anlasildigina göre bu siralarda muhtelif sehirlerde oldugu gibi Haleb'in ekâbir ve ümerasi da Osmanlilara müracaat edip kendilerini Memlûklularin elinde birakmamak sartiyle Osmanli ordusunu memnuniyetle karsilayacaklarini bildirmislerdir.
Son Güncelleme : 03.12.2018 11:55:47
Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi ile ilgili bu madde bir taslaktır. Madde içeriğini geliştirerek Herkese açık dizin kaynağımıza katkıda bulunabilirsiniz.
Sayfayı Düzenle Düzenleme Geçmişi

Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi Yorumları

şifre Kırmızı sayı

0 Yorum Yapılmış "Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi"

Kayıtlı yorum bulunamadı ilk yorumu siz ekleyin
Yavuz Sultan Selim Kimdir
Yavuz Sultan Selim Kimdir
Yavuz Sultan Selim kimdir sorusuna 9. Osmanlı padişahı, ilk Osmanlı halifesi ve 88. İslam halifesidir diyebiliriz. 10 Ekim 1470 senesinde Amasya'da doğmuş, babası 2. Beyazıt, annesi ise Gülbahar Hatun'dur. Şehzadeliğinde alimlerden din ve fen ilimler...
Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi
Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi
Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi, Sultan Selim tahta çıktığı zamanlarda Osmanlı sıkıntılı bir dönem yaşıyordu ve bunalımın en büyük nedeni Şii Safevi Devleti idi. Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki egemenliğinin sağlamlaşması için Safevi Devleti'n...
Yavuz Sultan Selim Dönemi Sefavi İlişkileri
Yavuz Sultan Selim Dönemi Sefavi İlişkileri
Erdebil Sufileri neslinden gelen Seyh Haydaroglu Sah Ismail'in, mense itibariyle Anadolu'lu Boy ve Uluslardan Ustaclu, Samlu, Rumlu( Anadolulu), Musullu, Tekelü, Bayburdlu, Çapanlu, Karamanlu, Dulkadirlu, Varsak, Afsar, Kaçar ve Karacadag Sufilerini ...
Yavuz Sultan Selim'in Doğu Siyaseti
Yavuz Sultan Selim'in Doğu Siyaseti
Trabzon'da vali bulundugu siralarda Sah Ismail'in faalietleri sonucu memlekette meydana gelen ve Siîlige dayanan iç isyanin tehlikeli boyutlarini gören Yavuz Sultan Selim, ancak babasinin yerine geçip iç güvenligi sagladiktan sonra yüzünü doguya çevi...
Yavuz Sultan Selim Şiirleri
Yavuz Sultan Selim Şiirleri
Yavuz Sultan Selim şiirleri, çoğunlukla Farsça olarak yazılmıştır. Farsça'yı en iyi kullanan Osmanlı Devleti'nin padişahlarından olan Yavuz, çok güzel Farsça Divan hazırlamıştır. Bunun yanında Arapça şiirleri de bulunmaktadır. Türkçe şiirler yazdığı ...
Yavuz Sultan Selimin Ölümü
Yavuz Sultan Selimin Ölümü
Yavuz Sultan Selim'in Ölümü, kara çıban denilen ve zamanın kanseri olarak düşünülen bir rahatsızlık yüzünden hastalanarak vefat ettiği bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıktıktan sonra, hükümdarlığı çok kısa süre sonra son bulmuştur. Fakat t...
Yavuz Sultan Selimin Tahta Çıkışı
Yavuz Sultan Selimin Tahta Çıkışı
Yavuz Sultan Selim'in Tahta Çıkışı, Babası 8.Osmanlı Padişahı olan 2. Bayezid'tir. Annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Gülbahar Hatun olarak bilinir. Babası Amasya'da şehzade iken dünyaya gelen Selim 10 Ekim 1470 de dünyaya gelmiştir. Tahta çıkıp 9...
Yavuz Sultan Selimin Eşleri
Yavuz Sultan Selimin Eşleri
Yavuz Sultan Selim'in Eşleri arasında, Tarihe damgasını vuran Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi olan Ayşe Hafsa Sultan'da bulunmaktadır. Ayşe Hafsa Sultan tarihte Valide Sultan olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Yavuz Sultan Selim'in eşleri arasınd...
Yavuz Sultan Selimin Yaptığı Yenilikler
Yavuz Sultan Selimin Yaptığı Yenilikler
Yavuz Sultan Selim'in Yaptığı Yenilikler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'a yaptığı sefer sonucunda kutsal topraklar Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girmiştir. 6 Temmuz 1517 yılında Kutsal Emanetler ( Emanet-i Mukaddese ) adı verilen ve aralarında...
Yavuz Sultan Selimin Fetihleri
Yavuz Sultan Selimin Fetihleri
Yavuz Sultan Selim'in Fetihleri sayesinde, Osmanlı topraklarını genişleterek daha da zengin olmasını sağlamıştır. Hüküm sürdüğü 8 yıl boyunca, Vatani için at üzerinde geçirmiştir. Osmanlı Devletinin en iyi yıllarını yaşamış olup, Kendisinden sonra ye...
Yavuz Sultan Selimin Hayatı
Yavuz Sultan Selimin Hayatı
Yavuz Sultan Selim'in Hayatı; Osmanlı padişahlarının dokuzuncusu, İslam halifelerinin yetmiş beşincisi, ikinci Beyazıt'ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman'ın babasıdır. Annesi Dul Kadir oğulları Beyliğinden Gülbahar Hatun, eşinin adı Ayşe Hafsa Sultan'd...
Yavuz Sultan Selim Dönemi
Yavuz Sultan Selim Dönemi
Yavuz Sultan Selim dönemi, 8 yıllık bir sürede Osmanlı toprakları iki buçuk kat daha büyümüştür. 1. Selim, Mekke ve Medine'nin Hizmetkarı ve Yavuz olarak anılan 1. Selim 10 Ekim 1470 tarihinde doğmuş olan 88. İslam Halifesi ve 9. Osmanlı padişahıdır....

 

Yavuz Sultan Selim Köprüsü
Yavuz Sultan Selim Camii
Şah İsmail Ve Yavuz Sultan Selim
Yavuz Sultan Selimin Fethettiği Yerler
Yavuz Sultan Selim Türbesi
Yavuz Sultan Selim Kürt Şiiri
Yavuz Sultan Selim Babası
Yavuz Sultan Selim Babasını Öldürdü Mü
Yavuz Sultan Selim Tuğrası
Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi
Yavuz Sultan Selim Bedduası
Yavuz Sultan Selim Dedesi
Yavuz Sultan Selim Çocukları
Yavuz Sultan Selim Küpe
Turnadağ Savaşı
Ridaniye Savaşı
Çaldıran Savaşı
Yavuz Sultan Selim Kimdir
Yavuz Sultan Selim Dönemi Memlük İliskisi
Yavuz Sultan Selim Dönemi İran Seferi
Yavuz Sultan Selim Dönemi Sefavi İlişkileri
Yavuz Sultan Selim'in Doğu Siyaseti
Yavuz Sultan Selim Şiirleri
Yavuz Sultan Selimin Ölümü
Yavuz Sultan Selimin Tahta Çıkışı
Yavuz Sultan Selimin Eşleri
Yavuz Sultan Selimin Yaptığı Yenilikler
Yavuz Sultan Selimin Fetihleri
Yavuz Sultan Selimin Hayatı
Yavuz Sultan Selim Dönemi
Popüler İçerik
Yavuz Sultan Selim Bedduası
Yavuz Sultan Selim Bedduası
Yavuz Sultan Selim'in bedduası diye öne sürdükleri bedduanın ne mantıklı bir açıklaması var ne de ispatı var. Bu Türk- Kürt kardeşliğini bozmak içi...
Yavuz Sultan Selim Dedesi
Yavuz Sultan Selim Dedesi
Yavuz Sultan Selim'in Dedesi, İstanbul'u fethi ile tanınan Fatih Sultan Mehmed'dir. Osmanlı Padişahları arasından yedinci hükümdar olmuştur. 1431 yılı...
Yavuz Sultan Selim Çocukları
Yavuz Sultan Selim Çocukları
Yavuz Sultan Selim Çocukları, On dört çocuğu olduğu bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim'in kayıtlara geçen eşi Valide Sultan diye anılan, Ayşe Hafsa sul...
Yavuz Sultan Selim Küpe
Yavuz Sultan Selim Küpe
Yavuz Sultan Selim Küpe, Yavuz Sultan Selim'i küpe takıp takmadığı hakkında pek çok görüş bulunmaktadır. Yıllardır bize Yavuz Selim diye (alıntı), Şah...
Turnadağ Savaşı
Turnadağ Savaşı
Turnadağ savaşı, Osmanlı devleti ile Dulkadiroğulları beyliği arasında olmuştur.12 haziran 1515 tarihinde yapılan savaş Yavuz Sultan Selim döneminde y...
Ridaniye Savaşı
Ridaniye Savaşı
Ridaniye savaşı Osmanlılar ile Memlûklar arasında meydana gelmiştir. Savaş 23 Ocak 1517 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu savaş 24 Ağustos 1516 yılında ...
Çaldıran Savaşı
Çaldıran Savaşı
Çaldıran savaşı, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim ile şii inançları kurulmuş olan Safevi devletinin başındaki Şah İsmail arasında geçen bir meydan ...
Popüler İçerik Son Forum Konuları Yardım Sayfaları  
Yavuz Sultan Selimin Eşleri
Yavuz Sultan Selimin Yaptığı Yenilikler
Yavuz Sultan Selimin Fetihleri
Yavuz Sultan Selimin Hayatı
Yavuz Sultan Selim Dönemi
Gizlilik Politikası
Çerez (Cookie) Politikası
Güvenlik Politikası
Bizimle İletişime Geçin
Forumlar
Site Haritası
Feed
Son Forum Konuları
Yardım Sayfaları
Gizlilik Politikası
Çerez (Cookie) Politikası
Güvenlik Politikası
Bizimle İletişime Geçin
Forumlar
Site Haritası
Feed
Sitede yer alan haber ve içeriklerin tüm hakları saklıdır ve buradaki bilgiler sadece bilgilendirme amaçlı olup, kullanımına, uygulanmasına, satın alınmasına, delil gösterilmesine veya tavsiye edilmesine aracılık etmez. Sitemizdeki bilgiler, hiç bir zaman kesin bilgi kaynağı olmayıp, kullanıcılar tarafından eklenmiştir veya yorumlanmıştır. Buradaki bilgiler sitemizin asıl görüşlerini içermeyebileceği gibi hiçbir taahhüt ve tavsiye yerine de geçmez.
Temmuz - 2019